Anneler Günü Üzerine

Mayıs 12, 2019

 
 En son tatilimde evime gittiğimde kahvemi yudumlarken, her zaman olduğu gibi kasvetli havadan aldığım zevki alarak arka bahçemize açılan camdan fırtınanın vahşice ağaçları savuruşunu izliyordum.  Eski, yıkık dökük evimizin arkasında bulunan küçücük bahçemizi İstanbul'a geldik geleli annem bitkilerle donatması sonucu kuşların, böceklerin, kedilerin, köpeklerin hatta özellikle yağmurdan sonra sümüklü böceklerin favori uğrak yeri olmuştu. Annemin bitki sevdası abartmıyorum en kurak yerleri bile masal diyarından çıkma bir bahçeye döndürebilir. Eh böylece ben de en son canım kuşumu kaçırdığımda çektiğim büyük acının avuntusu olarak bu bahçedeki hayvanlara bakarak geçiriyorum, ne kadar annem hayvanların bitkilere zarar verdiğinden şikayetçi olsada...


   Yaşadığım yerde, yani Üsküdar'da en çok kargalar bulunuyor. Bu kargalardan biri bahçemizdeki bir ağaçta günlerce uğraşarak yuvasını kurdu. Yumurtasına özenle baktı. Yavrusu çıktığında hergün yere inerek bebeğinin karnını doyurdu. Fakat yumurtadan çıkmasının ardından birkaç gün sonra yavru kuş yere düştü. Yardım etmek istedim ama ağaçlar çok yüksekti. Ne kadar çabalasamda kavuşturamadım onları. Daha kötüsü bahçemiz sadece kuşlara ait değil, kediler de çok gelir gider. Bu yüzden kuşu orada tutamazdım, bir an önce alıp veterinere teslim ettim. Anne karga günlerce ağıt yaktı. Sürekli yere inerek yavrusunu aradı, umudunu yitirmeyerek günlerce yuvasından öttü. Öterek diğer kargalara haber saldı. İlk günlerde birçok karga geldi ve beraber yere indiler. Sonra ki günler yoldaşları azalmaya başladı. Sonra seste silinip gitti... İlginç bir şekilde bu olaydan yaklaşık bir ay sonra da dedektif kitabı diye alıp okuduğum Böğürtlen Kışı isimli kitapta üç yaşındaki oğlunu kaybeden bir kadından şu sözleri okuyorum:
Çok sevgili Daniel’ım,
Sen kaybolduğunda dünyam karardı, benim tatlı oğlum. Seni kim aldıysa benim kalbimi, hayatımı da çaldı. Gülümsediğini görmek, kahkahalarını duymak, neşeni paylaşmak için yaşıyordum. Dünya sensiz eskisi kadar güzel değil. Yakınlarda olduğunu biliyorum. Bunu kalbimde hissediyorum. Buraya geri döneceğine inanıyorum. Bu özel yerimize.
O zamana kadar seni sevecek ve hayalini kuracağım.
Seni seven annen, 
   Sizi bilmem ama ben bu rastlantıdan etkilendim. Anneliğin tanımını burada yapamam. Gerçek bir anne olmadıkça bunun tanımı yoktur. Bildiğim tek şey, gerçek anneliğin -gerçek annelik diyorum çünkü her annenin anne olmadığını gösteren birçok kanıt sunabilirim-  her dilde, her türde aynı olduğu. Akılsız varsaydığımız bu karganın, bir insan ile aynı şeyleri hissetmesi de bunu kanıtlamıyor mu?

   Bugün anneler günü. 12 Mayıs. Tabi ki düşüncem anneler günü diye bir şeyin saçmalığıdır, diğer çoğu özel günler gibi. Sonuçta annemizin değerini bir o gün mü anlamak gerekiyor? Hergün kadını bezdirirken bir o gün alınan hediye, yazmaya bile üşenilip internetten kopyalanıp yapıştırılan yazılar mı anneyi değerli kılıyor? Annenin değeri hergün bilinmeli. Annenin kutsallığı her zaman anlaşılmalı.

Tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.




2 yorum

  1. ayy bak şimdilik en güzel yazındı yaa. annen üsküdar kuşlar kargaa daniel. duygulu yazmışıın :)

    YanıtlayınSil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.