Alıntı Koleksiyonu

Ağustos 04, 2019

Birikmiş alıntılar alıntı defterimde...




Her şeyi öldürüyorlar. Eskinin bütün güzelliklerini öldürüyorlar. Üstelik bunu dünyanın her yerinde yapıyorlar. Hoyratça, acımasızca, barbarca. Birileri çıksa da dünyayı insanlardan kurtarsa diye düşünüyorum bazen. Biri çıksa da şu güzelim yeryüzünü elimizden alsa.
-Ahmet Ümit - Bab ı Esrar

 Bize dokunmadılar ama ama en boş yere yerleştirdiler, zira hiçlik kadar insan bünyesine ağır gelen bir şey yoktur.
-Stefan Zweig - Satranç
Dizleri titremeye başladı: BİR KİTAP! Dört aydır elime kitap almamıştım ve içinde insanın ard arda sıralanmış sözcükler, satırlar, sayfalar ve yapraklar görebileceği, başka, yeni, şaşırtıcı düşünceleri okuyabileceği, tanıyabileceği, beynini alabileceği bir kitabın hayali bile insanı hem coşturuyor hem de uyuşturuyordu
-Stefan Zweig - Satranç
 Bunlar savaşı bu akılla bitiremezler, bu insanlar, kendilerini yaratıkların en akıllısı sanıyorlar, bu yaratıkların en acınası yaratığı, yaratıklar içinde kendinin en ahmak yaratık olduğunu bilmeyecek kadar en ahmak, kendi canına, tekmil yaratıkların canına kıyan bu yaratıkların en kötüsü yaratık, yaşadığı şu yeryüzünün bir cennet olduğunu bilmeyecek kadar enayi, yediğinin içtiğinin, doğan güneşin, akan suyun, esen yelin, uçan bulutun, yağan yağmurun, açan çiçeğin, büyüyüp gelişen meyvenin, tomurcuğun, yer altında çabalayan tohumun, uçan kuşun, petekteki arının, sayısız, milyarlarca, milyarlarca ışıldayan rengin bir tansık olduğunu bilmeyecek kadar eşşek, hem de eşşoğlu eşşek. Bu korkunç yaratık gene savaş çıkaracak, ormanları yakacak, yüzlerce binlerce yıldır yaptığı şehirleri yıkacak.
-Yaşar Kemal - Fırat Suyu Kan Ağlıyor Baksana
 Annem de çok severdi bu şiiri ama “bulanmadan, donmadan akmak” kısmına katılmazdı. “Yeryüzünün bütün suları bulanır, geçtiği yerlerin kiri, pası, çamuru, suyun saydamlığını bozar. Kış güçlüyse donar. Önemli olan bulanmamak, donmamak değil, akmaktır. Su akabildiği sürece, yeniden temizlenmek, soğuğun donduruculuğundan kurtulmak umudu vardır. Kimse saf, kimse masum değildir. Yaşayan kirlenir; önemli olan safiyeti, masumiyeti yaşamın amacı haline getirmektir. Aslolan yaşamdır. Yaşam olduğu sürece saf olmak, masum olmak umudu da vardır.” Babam bu düşünceye karşı çıkmıştı. “Suyun özü temizdir” demişti, “insanın özü de. Önemli olan, bunca kötülüğe, bunca zalimliğe, açgözlülüğe karşı özümüzü koruyabilmek. Dünyanın en zor işi bu. Gündelik hayat acımasızlık çarkı üzerinde dönüyor. Bizi o masum özümüzden uzaklaştırmak için hayat birbirinden parıltılı ilişkiler sunuyor: Yalanla, sahtekarlıkla, bencillikle cilalanmış ilişkiler…
- Ahmet Ümit - Bab ı Esrar
 Ona, “Her şey zamanla geçiyor” dedim kendimden emin bir tavırla. Ama bunun pek de inandırıcı olmadığının bilincindeydim, bu söylediğime aslında kendim de inanamıyordum. Yara derinse yüzeydeki iyileşme yeterli olmuyordu.
-Agatha Christie - Bitmemiş Portre
Bir sihirbazlık seyreder gibidir insanlar: sihirbazın numarasını nasıl yaptığını anlayamayız. Sihirbazın bir çift beyaz ipek mendili nasıl tavşana dönüştürdüğünü bilmek isteriz. 
Bir çok insan için dünya, sihirbazın beş dakika önce bomboş olan bir silindir şapkadan tavşan çıkarması kadar akıl almaz bir şeydir. 
Tavşan meselesinde sihirbazın bizi kandırdığını biliriz. Merak ettigimiz şey bunu nasıl becerdiğidir. Dünya'dan söz ederken ise durum biraz farklıdır. Dünya'nın hokus pokus birşey olmadığını biliriz, çünkü biz de Dünya'da yaşamakta olup onun bir parçasıyızdır.Aslında sihirbazın silindir şapkasından çıkarılan bizizdir.Tavşanla aramızdaki tek fark, tavşanın bir sihirbazlık oyununa dahil oldugunun farkında olmayışıdır.Biz ise gizemli bir şeylerin bir parçası olduğumuza inanır, şeylerin arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırız. Tavşanı tüm evrenle karşılaştırmak daha yerinden olur belki.Burada yaşayan bizler,tavşanın tüylerinin dibinde yaşayan minicik böcekler gibiyiz.
Filozoflar ise tavşanın ince tüylerine tırmanarak tepeye çıkıp koca sihirbazın gözlerinin ta içine bakmaya çalışırlar.
Kısaca özetlersek: Boş bir silindir şapkadan bir tavşan çıkar. Tavşan çok büyük olduğu için bu sihirbazlık numarası milyarlarca yıl alır. Tavşanın ince tüylerinin en tepesinde çocuklar dünyaya gelir. Bu yüzden çocuklar bu müthiş sihirbazlığın nasıl yapıldığına şaşabilecek konuma sahiptirler. Ancak büyüdükçe tavşan kürkünün diplerine doğru sokulurlar. Ve orada kalırlar. Burası öyle rahattır ki bir daha asla kürkün ince kıllarına tırmanmaya cesaret edemezler. Yalnızca filozoflar dilin ve varoluşun en uç sınırlarına giden bu tehlikeli yola çıkmaya cesaret ederler. Bazıları diğerlerine yetişemeyip geri kalsa da, bir çoğu tavşanın ince tüylerine sıkıca tutunup, aşağıda tavşanın yumuşak derisine yayılmış yiyip içerek yan gelip yatanlara seslenir:
-Baylar, bayanlar derler. Boş bir evrende dönüp duruyoruz!
Ama kürkün dibindekiler filozofun dedikleriyle ilgilenmezler.
-Aman, ne gürültü edip duruyorlar bunlar böyle! derler. Sonra da konuşmalarına devam ederler: Yağı uzatır mısın lütfen? Hisse senetleri ne kadar yükselmiş bugün? Domatesin kilosu kaça? Lady Di'nin bir çocuğu daha olacakmış, duydunuz mu?
… 
-Jostein Gaarder
 Yüzünü göremediğimiz sunucu evrenimizin bir patlama sonucu oluştuğunu anlatıyordu. Bu patlamayla oluşan evren aynı zamanda genişlemeye de başlamıştı. Ama bu genişleme bir gün son bulacak ve evren yeniden toparlanacaktı. Bunun anlamı şudyu: Şimdilik evrende akıllı yaşamı yaratmış, tek yıldız olduğu bilinen dünyamız eninde sonunda boku yiyecek, belki de evreni yaratan o patlamadan önceki haline geri dönecekti.
Durum böyleyken, yaşamı o kadar da ciddiye almanın, koşturmanın, yırtınmanın, çabalamanın bir anlamı var mıydı? Ne demişti Hayyam: “Tasını şarapla doldur, gözlerin toprakla dolmadan.”
Sunucu, düşüncelerimden habersiz, evrenin yeniden toparlanmaya başlamasının milyarlarca yıl alabileceğini söylüyordu. İnsanoğlu ya da başka gezegenlerdeki canlılar gerekli teknolojiyi bulurlarsa bu geri çekilmeye rağmen uygarlıklarını sürdürebilirlerdi. Gülmeye başladım. Öteki gezegenlerde durumu bilmiyordum, ama bizde teknolojik gelişme böyle sürerse güneşin sönmesine, evrenin büzülmesine gerek kalmadan insanoğlu, yaşamı da dünyayı da çok önceden halledecekti.
-Ahmet Ümit - Kukla
 XX. yüzyıl kuşağı, Nietzsche'nin “Tan Kızıllığı” adlı kitabındaki vecizesini , bir beylik söz olarak yıpranana kadar yinelemişti: “Beni öldürmeyen her şey beni daha güçlü kılar.” Bu bir aptallıktı. En azından herkesin kullandığı çağdaş anlamı içinde. Her gün yaşanan acı insanı dayanıklı hale getirmezdi. Yıpratırdı. Kırılganlaştırırdı. Zayıflatırdı. İnsan ruhu, dayanıklılığının sınanmasıyla tabaklanan bir deri değildi. Duyarlı, nazik, içli bir zardı. Bir şok anında yaralanır, örselenir ve bunun izlerini hep taşırdı.
-Jean Christophe Grange - Sisle Gelen Yolcu
 Ne tarihten ders alıyor, ne de yaşarken öğrenebiliyorduk işin doğrusunu. Sürekli kavga, sürekli uyuşmazlık, sürekli başkaldırı, aşırı kıskançlık, pire için yorgan yakmak ve bunu marifet sanmak, istediklerimizi şiddete başvurarak elde etmek, başkaldıranı şiddetle yola getirmek… Bu kısırdöngünün içinde yuvarlanıp gidiyorduk…
-Ahmet Ümit - Gece Sesleri
 Bir kez okumayı öğrendikten sonra sonsuza dek özgür olacaksınız.
-Frederick Douglass

6 yorum

  1. Hala o şiddet kısır döngüsünün içindeyiz.

    YanıtlayınSil
  2. Durum böyleyken, yaşamı o kadar da ciddiye almanın, koşturmanın, yırtınmanın, çabalamanın bir anlamı var mıydı? Ne demişti Hayyam: “Tasını şarapla doldur, gözlerin toprakla dolmadan.”


    Ne kadar güzel anlatmış, genelde duruma bakmadan hayata dalmaya çalışır insanlar. Koca bir kaos ve anlamsızlığın içinde olduğunu bilmeden dinginlik ararlar. Oysa şarap, düşüncelerden daha güzeldir.
    Çok güzel alıntılar paylaşmışsınız, takibe aldım sevgilerimle.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bilirim o sözü ve çok severim...
      Teşekkür ederim:)

      Sil
  3. ahmet ümit çok seviyon yaniii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türk favori yazarımdır kendisi... Tüm kitaplarını okudum bitirdim, yakında belgeseli çıkacak onu bekliyorum:))

      Sil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.