♫ Dondante ve Deep

Ekim 03, 2019


Kadıköy'de yürüyüş yapıyorum bir akşam üzeri.
Kulağımda, şu anda olduğu gibi My Morning Jacket'in Dondante şarkısı;


Bu şarkıyı çok ama çok sevmeme rağmen çok nadir dinliyorum çünkü beni inanılmaz bir depresyona sokuyor. Bir ekşi yazarı şöyle demiş bu şarkıyla ilgili:

"öldürür insanı..
girişteki o vokalin güzelliği mi, finaldeki solo mu yoksa öncesindeki vokal mi daha güzel diye gidip gidip gelir aklın dinlerken..
aklının gidip gidip gelmelerinin nedeni aslında bu kararsızlık değil, seni o 7 dakika 23 saniye boyunca esir alan dondante'nin ta kendisidir, bütünüdür..
ve bence; 'ölümün usul usul geldiği o güzel an' varsa, 7.23'te hissettiğim şekilde beni bulmalıdır, öylesi eminim güzel olur.."

Daha farklı bir şekilde anlatamam bu şarkının hissettirdiklerini.  Sözlerini türkçeye çevirirsek;

----------
Rüyamda seni yolda yürürken gördüm
Tıpkı bir çocuk gibi konuşuyordun ve capcanlıydın, evet o sendin
Sınıfta ders verirken
Sokaklarda polislik yaparken, evet o sendin

Şimdi en iyi tanıdığım kişiye
Senin aslında hiç olmayan hayaletinden bahsedeceğim

Ve bir zamanlar önemli olan ne varsa
Kötü bir şaka gibi, mahvolacak
İnce duvarların ardına, saklıyorsun hissettiklerini
Ama, başının üzerinde bir tavan olsun istiyorsan
Dört duvara ihtiyacın var

Rüyamda senin yürürken gördüm
Arkadaşlarınla neşeli neşeli konuşurken, evet sendin o
Hareketlerinden anladım
Sen bilmesen de, ben biliyordum

Bu sokakları hiç terk etmeseydin
Ne güzel oldurdu

Sonsuza dek sürer diye endişelendirdin beni
Böyle devam edecek diye
Ama şimdi öğreniyorum, öğreniyorum
Bu da geçecek, bu da geçecek...

----------

Bu şarkının ölen bir sevgili için yazıldığı söyleniyor. Sözlerinin son kısmında yani: "Sonsuza dek sürer diye endişelendirdin beni, böyle devam edecek diye. Ama şimdi öğreniyorum, öğreniyorum bu da geçecek, bu da geçecek..." dediği kısım adamın deli gibi bağırdığı kısımdır ve burada kaç kez depresif bir ergen gibi ağladığımı hatırlayamıyorum.


Neyse gelelim asıl konumuza...

Kadıköy'de yürüyüş yapıyorum bir akşam üzeri. Saat dokuz civarı. Kulağımda Dondante, zaten şarkıdan dolayı içim geceden daha siyah. O kadar çok insan var ki Kadıköy'de beni daha fazla bunalttı, kafamda her şey silinip gitti. Şimdi bir hiçliğin ortasındayım. Ev yok, insanlar yok, yıldızlar yok, ağaçlar yok, hiçbir şey yok. Sadece  yusyuvarlak bir gezegenin üzerindeyim. Bir ben varım, düşüncelerim var, bir de müziğim var. Başka hiçbir şey yok. Siz hiçlik hissini bu denli hissettiniz mi?


Bir süre sonra hiçliğin ortasında karşımda sokak sanatçıları çıkıyor. Gerçeğe dönüyorum. Onlarda rock müzik çalıyorlar. Ama daha eğlenceli, hareketli. İnsanlar toplanmış etraflarında, eğleniyorlar. Mutlu gözüküyor hepsi. Onlara biraz göz attıktan sonra biraz daha ilerliyorum. Bu sefer gördüğüm şey ise bir apartmanın köşesine oturmuş on dört yaşları civarında bir erkek çocuğu. Bir gözü mosmor, diğeri ise kıpkırmızı. Çok etkileniyorum bu görüntüden. Bunun iki nedeni var. Birincisi varsayımlarımdan en güçlü olanı çocuğun dövüldüğü ve çocuğun madde kullandığı. Çocuk orada oturmuş, hareketsiz bir şekilde sadece tek bir yöne doğru kilitlenmiş. Büyük ihtimal nerede olduğundan bile haberi yok. Aynı benim gibi. Madde bağımlılığım asla olmadı, olmayacakta. Fakat çocukta kendimi gördüm. Az önce hissettiğim boşluk vardı boş bakışlarında. Belki de müziğin de gerçekten uyuşturucu etkisi vardır, kim bilir...

İki nedeni var demiştim, ikinci nedeni ise; akşamları  yürüyüş yaparken ya da arabayla bir yere gidiyorsam, ışıkları açık olan evlere gözüm takılıyor hep. Neler yaşanıyor oralarda? Ya da bazen gündüzleri bile mesela eski bir ev göreyim kendi kendime "bu ev neler gördü geçirdi acaba" diye düşünmekten alamıyorum. Bu konuyu da şöyle bağlayacağım; az önce sokak sanatçıları vardı, eğlenen insanlar vardı. Ama birkaç dakika sonra o mutlu insanların yerini o küçük çocuk aldı. Hani dünya bir tane deriz ya, ben buna inanmıyorum. Dünya bence canlı sayısı kadardır, çünkü hepimizin dünyası birbirinden çok farklıdır. Biri o anda hayatı mutlu şekilde algılıyor ama diğerinin algısı bile dünyaya kapalı. Ya da ben şu anda bunları  yazıyorum, sonra siz okuyorsunuz. Kiminiz beni az çok anlıyor, kiminiz ne saçmalıyor bu diyor, kiminiz umursamıyor bile. Bu olayı bir arkadaşıma çok etkilendiğimi söyleyerek anlattığım zaman çok duygusuz bir şekilde "Ne var ki  bunda" diye cevap verdi. Bir başkasına anlattığım zamansa ilgiyle dinledi ve etkilendiğini ifade etti. Vardır ya şöyle bir söz, genelde sevgiliye denilir; "Ayrı dünyaların insanıyız biz" gerçekten de hepimizin ayrı dünyaların insanı olduğumuz gerçeğine varıyorum ben buradan. Peki ayrı dünyaların insanları neden aynı dünyada? Belki bencilce gelecektir ama bir zamanlar sadece kendimin var olduğuna inandım. Çünkü ben hissediyorum, ben duyuyorum, ben görüyorum. Her şey benim etrafımda olup bitiyor. Benim düşünmediğim şeyler var bile olmuyor. Tek gerçeklik ben miyim gibi sorular bir zamanlar kafamı kurcalayan sorulardı...

Neyse konu biraz derinlere indi, karmaşıklaştı. Ve bu düşüncelerimde zaten çok eskidendi. Bu olayları hatırlamamın nedeni ise Anathema grubunun Deep adlı müziğini keşfetmemdi bugün. Dondante kadar olmasa da yine de o tarz duygular hissettirdi.




10 yorum

  1. Şarkı ve sözleri içime bir burukluk ekledi gerçekten. Üstüne bir de senin yazın. Hepimiz ayrıyız, farklı şeylerle sınanıyoruz ama aynı dünyada yaşıyoruz. Bir şekilde düzen devam etmiş, zenginler yoksullar, hastalar sağlıklılar.. herkesin dünyası ve yaşadıkları kendine.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle... Herkesin olayları algılayışı yani dünyayı algılayışı çok farklı. Herkesin gözünde dünya çok farklı bir anlam kazanıyor...

      Sil
  2. Şİmdiye kadar okuduğum en güzel yazılarından biriydi Zeynep'ciğim. İçindeki cevherleri hep birlikte keşfedeceğiz galiba. Şarkı etkilenilmeyecek gibi değil. Duygu dünyası derin ve hassas olanları etkileyebilir gerçekten. Enerjiye ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda o günkü dozu almamakta fayda var :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz çok mutlu etti beni:) Yazımın o kadar iyi olduğunu düşünmemiştim paylaştığımda, hatta silmeyi bile düşünmüştüm. :)

      Sil
  3. Bazı şarkıların müziği, sözleri öyle etkiler ki insanı, dinlerken sadece kendiniz varmışsınız gibi gelir. Defalarca dinlemek istersiniz, yine de ayrılamazsınız. Ekşi sözlükte bazı yazarlar var, hakikaten bayılıyorum.
    Çok güzel anlatmışsınız duygularınızı, adeta bütünleştim yazdıklarınızla. Tebrikler:)

    YanıtlayınSil
  4. anathema seviyore de ilk grubu hatırlamadım aldım dinlemeye. depresyona sokuyorsa sakın dinleme o zaman yaa. kadıköyde yürürken o çocuk, müzisyenler, evler, hiçlik, anlayabilirim. doğaüstü, parapsikolojik hisler, teklik hiçlik, oluyor tabii herkese ya da bilmem belki herkese olmuyodur. müzik olmadan da olabilir :) bazı insanların kafa bulmak için içkiye uyuşturucuya müziğe bile ihtiyacı olmaz. bir de bir hayal uzmanı :) olarak anlayabiliyom. sen uzaydan gelmişsin kikiki bak takılıyom ama sana tamam mı kızmaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk grup pek bilindik değil zaten:) Kızmam, zaten bazen ben kendim derim ben bu dünyadan değilim diye :D

      Sil
  5. Bazen ben de böyle şeyler düşünürüm. İnsan kendi kendiyle kaldığı zaman zihninde acayip ucu bucağı olmayan düşünceler dönmeye başlıyor. Sokakta yolda giderken birileriyle göz göze gelince ben de bir tuhaf hissederim. O insanın dünyasına izinsiz girmiş gibi hissederim kimdir nedir ne yaşamıştır diye düşünürüm. Eski evler eski sokaklar asırlık ağaçlar falan görünce de benzer şeyler hissederim. Dünyanın sadece kendi gerçekliğinden ibaret olduğu düşüncesi çok küçükken bir ara bende de vardı ama ben bunun gerçek olma ihtimalinden korkmuştum o zaman yapayalnızım demekti çünkü. müzikler de sahiden etkileyiciymiş :)

    YanıtlayınSil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.