Bir Hemhem'in Doğuşu

Kasım 23, 2019

*Merhabalar. Bu gönderim geç gelen bir doğum günü yazısıdır. Doğum günümde, yani 15 ekimde sevgilim bana seni bir bilim adamı deney sonucunda kazandan yaratmış demişti. Ama yanlışlıkla hemhemliği fazla koymuş demişti. Bunun üzerine benim de aklıma aşağıdaki gibi şeyler yazmak geldi işte 😊 Hemhemliğin biz de bir anlamı var. Kısa öykümü okuyup öğrenebilirsiniz...  Amatörce yazılmış kısacık bir kurgusal yazı, biraz da eğlence amaçlı... Okuyanlar fikrini yazarlarsa çok sevinirim.

*Bir Yaprak Düştü öykümü de yazmaya devam ediyorum. Biraz yavaş ilerliyor okul nedeni ile. Ayrıca Bir Yaprak Düştü öyküsü ile ilgili bir yanlışlık yapmıştım. Türü hakkında başta masal demiştim, türü konusunda pek emin değildim çünkü hikayemi sonlandırmadığım için türü konusunda karar da verememiştim. Sonra bir takipçim masalın sözlü olduğunu hatırlatınca, şimdilik öykü demeyi uygun buldum...

Bir Hemhem'in Doğuşu


Allesandro kaşlarını çatmış çok sinirli bir şekilde mutfağında volta atıyordu. Az önce nasıl bir yanlış yaptığını, bu yanlışın sonucunda olabilecek tüm olasılıkları bir bir kafasından geçiriyordu. Gözlükleri kazanından çıkan dumanla buğulanmış önünü göremez hale gelmişti ama umurunda değildi. Sonuçta az önce gözlükleri pırıl pırılken ve gözlerini heyecan ile pörtletmişken yapmamış mıydı bu hatayı? Sinirle gözlüklerini fırlattı sonunda. Sonra pişman oldu. Geri aldı ve taktı. Ama şimdi duman almış odada gözlüğünün camının kırıldığını fark etmemişti. Gitti ve camı açtı. İçeriye hemen bir örümcek girdi. Örümceklerden nefret etmesine rağmen bu kulübeyi yaptığından bu yana alışmıştı. Şehirde oturmak istememişti. İnsanlar ona deli gözüyle bakıyordu. Halbuki o kendinden emin, farklı şeyler tasarlayıp, icat eden bir bilim adamı ve aynı zamanda çok becerikli bir doktordu. Bu yüzden insanlardan çok uzakta, ormanın en diplerinde bir yerde kendine bu yuvarlak, dar ama uzun beş katlı kulübeyi yaptı. Ekimin ortası olmasına rağmen geçen senelere oranla çok soğuktu. Saat gecenin üçüydü ve vahşi fırtına karşısında kulübenin etrafındaki ağaçlar başlarını eğiyor, onu yapraklarıyla hışırdayarak selamlıyorlardı. Ayrıca kulübenin çok uzağında bulunmasına rağmen rüzgardan dolayı şiddetlenen şelalenin sesi de şimdi Allesandro'yu sinir ediyordu. Aslında böyle kasvetli havaları çok severdi. Ama şimdi az önce yaptığı hatadan dolayı bu havanın hayra alamet olmadığını düşündü. Ayrıca gözlüğü de kırık olduğundan dışarısı ona çok korkunç gelmişti. Camını kapattı. Evdeki duman biraz gitmişti. Köşede bulunan ve çok eskidiği için mavi bir örtüyle örtmüş olduğu koltuğuna geçti. Elden bir şey gelmez, oturup bekleyeceğim ve sonuçlarıyla yüzleşeceğim dedi kendi kendine.

Oturdu, düşündü, endişeden tırnaklarını yedi bitirdi, dışarıdan gelen her ses onu irkitti ve sonunda uykuya daldı. Uyandığında kazan ve bazı eşyalar olması gereken yerde değildi. Gözleri iyi görmeyen Allesandro mutfağını çok iyi tanıdığından rahatça lavaboyu buldu ve yüzünü yıkadı. Hızlıca dün neler olduğunu düşündü. Bir deney yapıyordu. Bir robot tasarlıyordu. İnsanlardan ayrılalı yirmi yıl olmuştu. Delirmeden yirmi yılını geçirebildi ama artık yaşlanmıştı ve ona yoldaş olacak birileri lazımdı. Robotunu tasarlamıştı. Görünümünü hazırlamıştı ve son olarakta ona gerçekten insanmışçasına duygu yüklemek kalmıştı. Kazanını mutfağın ortasındaki masaya koydu. Önce ılık su, ardından yıllar önceki laboratuvarından aldığı mutluluk,  heyecan, tatlılık, saygı, sevgi gibi bir çok hissi barındıran hormonları ekledi. Ah o laboratuvarda geçirdiği yıllar... Karısı her zaman onunlaydı. Onu deli gibi görmeyen gerçek bir arkadaş, gerçek bir eşti Ada... Ama sonra aynı o laboratuvarda; tanıştıkları, zamanın çoğunu geçirdikleri yerde Ada deney yaparken bir hata yapmıştı ve Allesandro'nun onu kurtarmak için uyguladığı hiçbir tedavi onu ölümünden alıkoyamamıştı. Bunun üzerine Allesandro büyük bir üzüntüyle daha fazla orada duramayacağını zaten etrafındaki insanlarında onu istemediğini düşünerek pılını pırtını toplayarak işte şimdi durduğu kulübesinde yeni bir hayata başladı.

Eskiyi düşünmek zaman kaybıydı şimdi, dün ne olduğunu hızlıca düşünmeye devam etti. Büyük bir heyecan ile hormonları kazana atıp karıştırıyor, gerçekten bu robota bu duyguları yükleyip yükleyemeyeceğini merak ediyordu. Robotu küçük bir kız çocuğu görünümünde yapmıştı. Siyah kıvırcık saçlar, kara gözler, beyaz bir ten... Eşinin ölümünden dolayı ve ondan başkasını da sevemediği, daha doğrusu böyle bir şeye fırsat bile tanımadığı için hiç çocuğu olmamıştı. Bu nedenle bu robotu küçük bir kız çocuğu şeklinde tasarlamıştı. Tüm hormonları karıştırdıktan sonra fark etmişti ki hep pozitif duygular vardı kazanda. Gerçek bir insan çocuğuna benzemesini istiyordu. Bu yüzden çok abartmadan, çünkü fazla koyarsa çok agresif bir çocuk olabilirdi; mutsuzluğun, kıskançlığın, sinir hormonlarının bulunduğu şişelerden koyacaktı kazana. Bu şişelere Hemhem şişeleri deniliyordu. Çok küçük şişelerdeki hormonlardı bunlar. Ama çok küçük bir miktarı bile büyük bir hataya neden olabilirdi. Hemhemler insanlara çok benzer ama insanlardan farklı olarak fazla sevimli görüntüde olup aslında içten içe çok kıskanç ve sinirli yaratıklardır. Bu davranışlarını dışarıdakilere göstermezler sadece sevdiklerine gösterirlerdi. Bu nedenle insan mı yoksa hemhem mi oldukları zor anlaşılırdı. Bir nevi cadı gibiler ama cadı gibi kötü karakterli de değillerdir. Sadece etrafındakilere kötü niyetleri olmadan çok çektirirlerdi.  Neyse, Allesandro Hemhem şişelerini aldı. Kafasında hepsini ne kadar koyması gerektiğini hesapladı. Sonra tam koyacaktı ki ayağı masaya çarptı ve düştü. Çok acımıştı ayağı. Bir süre yerde kıvranarak kaldı. Kısa bir süre sonra ayağının acısından daha da önemli bir sorun olduğunu fark etti. Şişelerdeki hormonlar... Neredeydiler... Ellerinde yoktu, etrafına saçılmamıştı. Aradı taradı tüm odayı ama bulamadı. En son en çok olmasından korktuğu yere, kazana baktı. Ama kazan da yerinde yoktu. Yerde duran robotun üzerine şişelerle beraber düşmüştü. Robot üzerine düşen bu karışımı emiyordu kendi kendine... Tüm hormonları emiyordu. İşte dün olmuş olan buydu.

İçeriden sesler geliyordu. Allesandro neyle karşılaşacağından çok korkarak endişeli bir şekilde diğer odaları aramaya koyuldu. Sonunda kulübesinin üçüncü katında robotu buldu. Bulanık görmesine rağmen tüm korkuları, endişeleri silindi gitti. İnsan çocuğundan farklı görünmeyen, çok sevimli bir kız çocuğu ilaç odasında, raflarda bulunan ilaç kutularını yerlere saçıyor, ortalığı karıştırıyordu boyu yettikçe. Allesandro düşündüğü kadar kötü olmayacağını anladı. Kötü düşüncelerinin, korkularının, endişelerinin çok yersiz olduğunu anladı. Zaten hangi canlının yavrusu bir şeytan olabilirdi? Hangi canlının yavrusu kötücül olabilirdi ki? Hemhemlerin yavruları bile cenetten düşen bir melek kadar masum görünüyordu. O, evet, bir insan olamayacaktı. İnsan değil hemhem görünümünde bir canlıyı başarıyla yaratmıştı. Ama onu o haliyle kabul etti. İsmini hiç düşünmemişti. İsmi Angel, Katty, Mary, Nancy gibi insan isimleri olamazdı çünkü o bir hemhemdi. Bu yüzden ona bir hemhem ismi olan "Zeynep" adını verdi. Ona hep babalık yaptı. Ve hiçte pişman olmadı. Bazen çok çektirdi Zeynep ona ama her şeye değerdi...

SON

8 yorum

  1. Güzel ve tatlı bir öykü olmuş, emeğine sağlık :)

    YanıtlayınSil
  2. Hayal gücünde sınır tanımıyorsun:)

    YanıtlayınSil
  3. hehe çok sevimliiiiii ve ne güzel bir anı aynı zamanda da. ilk paragraf da çokoştuuuu :) ay bak ortak öykü yazıyoz, zamanın olursa söyle sen de katıl, uzun uzun yazman gerekmez yanii, kısa bir paragraf da yazabilirsiiin :) bu yazın aklımda olsun bi ara koyayım bloguma hihi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tam da vize haftasındayım deepp, geçsin şu hafta katılmak isterim ben de.
      Çok teşekkür ederimm!!:))

      Sil
  4. Çok tatlı bir hikaye eline sağlık hemhem :)

    YanıtlayınSil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.