💌Sevgililer Günü

Şubat 14, 2020

Yazı İçeriği
➜Sevgililer günü
➜Aşka dair bir takım düşünceler
➜Kuşumun anısına birkaç satır
➜Aşk şarkıları



Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü. Yani  kapitalist bir özel günümüz daha. Ben burada  hediye önerileri falan yazmayacağım. Çünkü aklım bana sevgililer gününün mantığının ne olduğunu sorgulatıyor. Aynı anneler günü, babalar günü, kızlar, erkekler, kediler, köpekler günü gibi gibi. Zaten değişik değişik bir çok şey çıkartmaya çalışıyorlar. Sevgililer günü için zaten yıldönümü denilen şey var. Neden 14 Şubat yani? Niye ben sevgilimle hiçbir anlamı olmayan bir günde kutlayayım ki bunu? Sevgilisi olmayanlar ne yapsın? Bunun mantıklısı herkesin yıldönümünde bunu kutlamasıdır ve ayrıca doğum günleride bir nevi aynı anlamdadır. Çünkü sevgilinizin ya da eşinizin doğum gününü kutlamak onun varlığıyla mutlu olduğunuz, onun iyiki sizin hayatınıza girdiğiyle ilgili bir çeşit mesajdır sonuçta.

Şimdi ben bu saçmalıkları geçiyorum. Benim için bugün çok önemli. Çünkü bugün benim sevgilimle ikinci yılım. Açıkçası sevgililer gününde çıkmaya başlayalım gibi bir düşüncemiz tabi ki yoktu ama iki yıl önce bugün bu şekilde denk geldi. Bu iki sene aşk ile ilgili bir çok şey öğretti bana. Bundan önce böyle ciddi bir ilişkim olmamıştı. Ama onun sayesinde fedakarlığı, saygı duymayı ve gerçek sevgiyi öğrendim. Çok kavga ettik, kimi zaman birbirimizden nefret ettik ama işte buradayız, iki seneyi doldurduk. Çünkü birbirini gerçekten sevmeyen iki insan birbirine dayanamaz iki gün bile, her yaptığı dokunur. Daha dün paylaştığım bir kitap incelemesinde bahsetmiştim, aşk ile ilgili bir alıntı vardı ve çok haklıydı. Tekrar paylaşmak istiyorum o alıntıyı:
"Katılmıyorum Nevzat, cinayetin nedeni aşk değil, insan. ...her aşık da öyle söyler zaten. Senin için ölürüm der, senin için yapamayacağım şey yoktur der. Der de der işte. Ama aşık olduğumuz insanı öldürdüğümüzde onun için değil, kendi öfkemizi yatıştırmak için elimizi kana bularız. Kendi duygularımızı tatmin etmek için. Bunun adı bencilliktir. Korkunç bir bencillik. Vahşetin daniskası. Hayır, Nevzatcım, aşk öldürmez, eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişmemiş insan öldürür. Sorun aşkta değil, sorun nasıl seveceğini bilmeyen insanda. Bu vahşeti daha çok erkekler gerçekleştirdiği için, sorun nasıl sevemeyeceğini bilmeyen erkeklerde."
Ve aynı gönderide yine düşüncelerimi yazmıştım (alıntının tamamını görmek ve düşüncelerimi okumak isterseniz: link) ve o düşüncelerimi bu yazımda biraz daha açmak istiyorum.

Öncelikle yine önceden tartışmasını yaptığım aşk ile ilgili düşüncelerimde aşkın sadece insanlar arasında olmadığını aşkın başka şeylere karşı da yaşanabileceğidi. Aşk, aşırı sevgi duygusu demekti çünkü. Aşırı derecede başka şeyleri de sevebilirsiniz. Çocuğunuzu sevebilirsiniz, kuşunuzu, kedinizi sevebilirsiniz, işinizi sevebilirsiniz, annenizi, özel olarak ya da hediye olarak alınmış bir kaleminizi bile aşırı derecede sevebilirsiniz. Bence bunlarda bir çeşit aşktır. Şimdi gelelim asıl konumuza, insanların aşka inancı yok. Çoğu kişi aşkın olmadığından, aşkın karşılıksız olduğundan, aşkın yıkıcı olduğundan bahseder. İnsanların zaten yaptığı hataları başka şeylere atmasında üstlerine yoktur. Sevmesini dahi bilmeyen insanlar ayrılığı bile beceremiyorlar mesela; bu yüzden de şiddetler, cinayetler oluyor etrafta her gün. Alıntı da belirtildiği gibi bence; aşk öldürmez, incitir ama yıkmaz; üstüne aşk insanı yüceltir her anlamda, bir şeyler öğretir. Eğitimsiz, bencil, ruhsal olarak gelişememiş insanlar sevmeyi bilmez. Ve bu şekilde yaşadıkları kötü sonuç verince tüm suçlarını aşka yıkarlar.  Aşk incitir ama yıkamaz çünkü burada mantık devreye girer. Mantık der ki sana; hayata devam etmen gerekiyor, yıkılmaman gerekiyor. Ayağa kalk ve devam et! Hayat daha neler gösterecek sana. Ne incinecek ne yıkılacak zamanın var senin. Yarın ne olacağını bilemezsin, her nefesin sana verilmiş bir armağan. Hemen kalkıyorsun ve kaldığın yerden devam ediyorsun. Ondan öncede vardın sen. Ondan sonrada sen olacaksın. İşte mantığın bu tatminkar sözleri hastalıklı olmayan bir ruhu, bir insanı yerden çok hızlı bir şekilde kaldırır.

Konumuz biraz saptı sanırım. Aşk konusu açılmışken bunlara da değinmek istedim. Sevgilimle çok güzel zamanlarımız, asla unutamayacağım güzel birçok günümüz oldu. Onu çok seviyorum ve umuyorum ki onu asla kaybetmem. Umuyorum ki hepimize gerçek aşk denk gelir ve o zaman aslında aşkın nasıl güzel bir kavram olduğunu kavrarız. Aslında belirttiğim gibi aşk sadece insanlara özgü değil, aşkı tatmanın birçok yolu var. Bunu deyince aklıma çok üzücü bir anım geldi. Sonuçta aşktan bahsediyoruz değil mi, canım aşkım kuşumdan bahsedeceğim.

Temsili resim. Ama aynı böyleydi...

İsmi Bıcırık'dı muhabbet kuşumun. Ondan öncede bir çok muhabbet kuşum olmuştu ama ne yazık ki ya hasta olup ölmüşler ya da kaçmışlardı. Her seferinde deli gibi üzülmüştüm. Aşkım ise çok farklıydı. Çok farklı bir kuştu. Öğrenmeye çok hevesliydi. Biz kafesde tutmaya kıyamazdık muhabbet kuşlarımızı. Bu yüzden sabahtan akşama kadar evin içinde gezerlerdi. Aşkım ise sürekli omzumuza konar ve bir kelime öğrenmeye çalışırdı, öğretmezsek bildiğiniz kızıp kulağımızı ısırırdı annemle benim. Böyle zeki bir kuştu. Hep bir şeyler anlatmaya çalışırdı. Mesela duvara yapışmış bir aynamız vardı, bilirsiniz belki kuşlar aynaya bakmayı çok sever. Ama konupta aynayla konuşamıyordu. Onun durabileceği bir yer yoktu. Bu nedenle beni oraya götür diye bir omzuma gelir bir aynaya giderdi defalarca, ben onu parmağıma alıpta aynaya yaslayıncaya kadar.

Bir de çok değişik tesadüfler yaşadık. Bıcırık erkekti ve ona yoldaş olması için bir tane de dişi kuş almıştık iki yaşına doğru. Aynı kafese koyduk bunları. Aynı çubuğun üzerinde duruyorlardı. İlk başta bizimki bir çekindi, uzaktan şöyle bir baktı dişi kuşa. Sonra yanına gitti uzaklaştı, gitti uzaklaştı sonunda da iyice yanaşıp aşkım, aşkım demeye başladı! İkinci bir tesadüf ise yine kuşlarımıza kıyamadığımız için eğer uzun süre şehir dışında bir yerde kalacaksak ve imkanımız varsa kuşlarımızı da götürürdük. Vapura binmiştik ve kuşumuzda kafesinde arabadaydı. Biz arabadan indik, vapurun kafeteryasında durduk bir süre. Bu arada havada çok kapalı ve rüzgarlıydı. Baya dalgalar vardı. Ben zaten çok korkarım deniz araçlarından. Biraz korkmuştum. Neyse sonunda arabaya döndük. Kapıyı açtığımız da Bıcırık ne dese inanırsınız, çok şükür! dedi! Tabi ki bu kelimeyi ona önceden öğretmiştik ama böyle denk getirmesi... Bu tesadüflere bir tanecik daha ekleyeceğim; kafesi odamdaydı ve bir sabah daha ben uyanmamışken bıcır bıcır konuşmaya başlamıştı. Ben de sus dedim, ona sus demeyi öğretmememe rağmen anında "şuş" diye karşılık verdi...

Ve en büyük, en acımasız, en kötü tesadüften bahsedeceğim. Çok kötü zamanlar geçiriyordum, büyük ve ciddi sıkıntılarım vardı. Tesellim sadece o kuştu. Sanırım on altı ya da on yedi yaşındaydım. Ağlayarak yanında durmuştum kuşumun ve iyiki varsın demiştim, sen olmasan bu hayatı nasıl katlanabilir hale getiririm bilmiyorum demiştim. Ve diğer gün kuşum uçup gitti...

İşte bence bu da bir çeşit aşk, çünkü bunu yazdığımda gözlerim sulandı. Onu hala çok özlüyorum. Biliyorum herkes eski sevgilisine böyle şeyler yazıyor ve benim kuşum anısına böyle yazmam garibinize gitmiştir. Ama hayvanları insanlardan daha çok seviyorum bunu da itiraf etmek istiyorum.

Neyse daha fazla duygulanmadan seçtiğim bazı aşk şarkılarını da sizinle paylaşıp gönderimi sonlandırayım;


Dinlendirici, güzel bir şarkı.


Alicia Keys'den favori şarkım


Yıllardır bıkmadan dinlediğim bir Armin Van Buuren şarkısı


Kaynakça:
Resimler: PNGTree | Kuşlar
Video: Google Doodle 2012

9 yorum

  1. Her satırı ile altı çizilesi, harika bir yazı yazmışsın Zeynep'ciğim. Kutluyorum senin sergilediğin olgun özelliklerin, pırıl pırıl düşüncelerin için.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarınız beni gerçekten çok mutlu ediyor ve böyle düşünüyor olmanız beni çok gururlandırıyor. Çok teşekkür ederim Yıldız hanım:)

      Sil
  2. ❤️❤️❤️🌷🌷🌷🤚🤚🤚

    YanıtlayınSil
  3. özel günleri anlamsız bulmakla birlikte böyle dönemlerde sokakların süslenmesi, kar spreyleriyle kafe camlarına yazıların yazılması, ışık oyunları filan neşe veriyor bana. bıcırık bana canım kuş oğlum caniş'i hatırlattı, biz de çok uzun yıllar beraber geçirmiştik sonrasında o da uçtu gitti.. yazı da çok kapsamlı olmuş, kalemine sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her özel gün anlamsız değil zaten bence. Mesela yılbaşı, hepimiz yep yeni bir yıla yeni umutlarla giriyoruz, bu kutlanabilir. Sonra doğum günleri vs. Onun dışında dediğiniz gibi süsleme işleri benimde hoşuma gidiyor, evde yılbaşında çam ağacı falan süslemek ya da dediğiniz gibi dışarıda ki o görüntüler...
      Yorumunuz için teşekkür ederim!:)

      Sil
  4. of ya bıcırık, çok duygulu yaa haklısın, sevdiğinle de hep hayat dolu yaşayın yanii :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol deepciğim, umarım hepimiz sevdiklerimizle hayat dolu, musmutlu yaşarız:)

      Sil
  5. sevgilinle nice mutlu yılların olsun. ben daha bulamadım gönlüme göre o yüzden bulanlara imreniyorum sakın bırakmayın birbirinizi.
    bıcırık ı ben de sevdim sen anlatınca zaten kuşları çok severim. bizim de boncuk adında kuşumuz var. kuşlar bambaşka varlıklar. çok tatlı ve masum. ölecek diye çok korkuyorum çünkü senin de dediğin gibi çok sevdik ve bağlandık ailemizden biri. Allah hayvanlarımızla birlikte güzel yıllar nasip etsin. sen de sonradan belki başka bir kuş daha alırsın. hayvan sevmeye alışınca insan duramıyor..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Umarım siz de bulabilirsiniz sizi üzmeyen, seven, iyi birini:)
      Evet gerçekten insana hayvan sevgisi aşılandıktan sonra ayrılamıyor insan hayvanlardan...

      Sil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.