🌖Karantina Günlüğü #2: Ay Işığında Yüzmek

Nisan 06, 2020


Sanki olmak istediğim yerdeyim. Halbuki aynı yerdeyim. Fakat daha sessiz, daha sakin, daha huzurlu.
Her zaman yürüdüğüm patika şimdi ne kadar değişmiş. Ağaçlar çiçek açmış, yerler yeşillenmiş. Ayda yukarıdan parıldayan yıldızların sanki lideriymiş gibi büyüklüğü ve parlaklığıyla ağaçların aralarından karanlık dünyamıza ışığını yolluyor, bir ışığa çok muhtaç olduğumuz şu günlerde. Işığı göle dönüşüyor. Sadece markete gitmek için çıktığım patikada şimdi ay ışığında yüzüyorum.

Nefes aldığım bu hava... Şimdi anlıyorum doğanın yapmak istediğini. Her zaman burnumuzun dibinde olan hava, su, toprak, çiçekler... Kendi sorunlarımız içerisinde tepişirken, asıl değer vermemiz gereken şeylere ne kadar uzak kalmışız. Sadece uzak kalsak iyiymiş bir de içine etmişiz.



Ay ışığında markete doğru yüzerken gölde kıpırtılar oluyor. İnsanlar. Ama bu kadar insanın ne işi var? Evde olmaları gerekmiyor muydu? Tüm hayatları boyunca türlü maskelerin ardına saklanan insanlar şimdi sadece bir hastalığa karşı takmışlar maskelerini. Korumak ve korunmak için, korumak ve korunmak. Şimdi o maskeleri göle atıyorlar. Gölün içinde yaşayan böcekler ve çeşitli ay yaratıkları... Ah tabi siz bilmiyorsunuz. Ay ışığından göl oluşursa, bu göle ay ışıklarından kayarak gelen birkaç çeşit canlı olur. Çünkü bu göl evrenin başka hiçbir yerinde oluşmaz ve içine giren hangi canlı olursa olsun bir çeşit mutluluğa, huzura ulaşır. İnsanlar bu gölü görmüyor mu? Maskelerini niye atıyorlar ki? Önceden de zaten maske yerine başka şeyleri fırlatıyorlardı; mendillerini, torbalarını, işe yaramayan kağıtları ve daha neler neler. Her seferinde yenilenen, tertemiz oluşan ay gölü, hemen çöplerle doluveriyor.

Ay ışığı canlıları arasında bir canlı var, beni çok etkilemişlerdir güzellikleriyle. Lienalar. Ay canlıların çoğu, hatta Lienalar hariç hiçbiri aya ait değildir. Farklı gezegenlerde yaşayıp bu kutsal gölün oluşumunu hesaplayıp gelen canlılardır. Fakat lienalar tamamen ay ışığı dünyada sıvılaşıp göle dönüşürken ortaya çıkan, yani aydan doğan canlılardır. Bu yüzden kendilerine aydoğan diyorlar. Liena ise diğer türler arasında ay ile dünya arasında gölün oluşumuna neden olan etkileşime, bağlantıya denir. Bu yüzden aydoğanların isimleri de liena olarak kalmıştır.

Lienalar dünya da var olmayan, bu yüzden de tarif edilemeyecek bir renkte göz rengine sahipler. Ayakları yerine yüzmesini sağlayan yüzgeçleri düşünürsek Norveç orman kedilerine çok benzerler. Etraflarına hafif bir ışık saçarlar; gölün altında, karanlıkta onları görmek inanılmaz bir şey! Cinsleri ise yoktur. Ne erkek özelliklerine ne dişi özelliklerine sahipler. Çünkü gölle beraber meydana geliyorlar ve gölle beraber hayatları sona eriyor. Yani doğalarında çiftleşme diye bir şey yok. Göl ise bir kaç saat sonra yok oluyor zaten. Lienalar çok zeki yaratıklar olmasa da onlarla beraber bu birkaç saat içinde anlaşıp vakit geçirebiliyorsunuz.

Eskiden böyleydi. Şimdi insanların çöplerini umarsızca atmasından dolayı gölde negatif bir enerji sayesinde eskisi kadar liena oluşmuyor. Oluşsa da gölün diplerinden çok çıkmıyorlar. Çünkü vücutları doğal olmayan objelere karşı çok hassas. Kimisi bu yüzden vaktinden önce yok bile olabiliyor. Kendi gözlerimle gördüm! Bunu kendi gözleriyle gören lienalara da o vakitten sonra gölün altına dalamıyorsanız karşılaşmanız imkansız. Gölün altı sanki ayın bir kopyası. Sadece su içinde kalmış bir ay gibi. Kapkaranlık, dibinin kimi kısımları ayın yüzeyi gibi gri ve girintili çıkıntılı. Ama bitkilerin olduğu kısımlarda var. Bu bitkilerde bu göle ayak uydurmuş, farklı biçimdirler. İnce, gri sapları üzerlerinde ise hafif ışık yayan mavi noktaya benzer çiçekleri olan küçük bitkiler var. Bir de daha büyükleri var ki onlar da aynı bu bitkilerin yeşil yapraklı olanı. Dev gibi olmaları lienaların, yapraklarının üzerinde uyumalarına ve aynı zamanda bu yapraklarla beslenmelerini sağlıyor. Bu bitkilerin küçüklerine pralmen, büyüklerine ise pralimen deniliyor. Pralimenlerin sık olduğu yerler resmen deniz altında ki büyülü bir ormanı andırıyor.

İnsanların böyle şeyleri görmemesi çok üzücü. Nasıl olur da şehrin ortasında aydan oluşmuş gölü göremezler? Görmeseler bile sadece kendisine ait olmayan bu dünyayı nasıl böyle hor görüyorlar? Hani hastalıktan korunmak ve başkalarını da korumak istiyorlardı?

------
Not: Edebi bir çalışma değildir; rastgele dans eden yıldızlar misali gecenin ikisinde aklıma geleni yazdığım bir gönderidir.



15 yorum

  1. Çok güzel bir yazı kaleme almışsın Zeynep'ciğim. En çok da şu cümlelerini sevdim: "Ama bu kadar insanın ne işi var? Evde olmaları gerekmiyor muydu? Tüm hayatları boyunca türlü maskelerin ardına saklanan insanlar şimdi sadece bir hastalığa karşı takmışlar maskelerini. Korumak ve korunmak için, korumak ve korunmak. Şimdi o maskeleri göle atıyorlar. Gölün içinde yaşayan böcekler ve çeşitli ay yaratıkları..."

    ve linealar ...

    O koca yüreğine sağlık canım :))

    YanıtlayınSil
  2. Çok beğendim Liena'ları, Norveç orman kedisine benzemelerine de bayıldım:)
    Böyle Ay ışıklı, göllü, gizemli havası olan öyküleri severim seninkini de sevdim.
    Eline sağlık:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ben de sizin öykülerinizi çok severek takip ediyorum.
      Şu Karantina Günlükleri serisini ben de başlattım ama farklılık olsun diye gerçeklerle karışık kurgusal şeyler yazmayı düşünüyorum bunun gibi=)

      Sil
  3. liena diye arattım google'da, bulamadım :)pralimeni de. okurken gerçek sanmıştım. kalemine sağlık, güzel olmuş :)

    YanıtlayınSil
  4. ne de güzel,masal gibi geldi zeynep...

    YanıtlayınSil
  5. Ah o evde kalması gereken kesim evde otursa, zaten virüs daha kontrol altına alınacak. Güzel yazıydı. Devamı gelsin:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, teşekkürler. Gelecek gibi devamı ya bakalım:)

      Sil
  6. Karantina günlerine farklı ve çok güzel bir yaklaşım olmuş. Ellerinize sağlık :)

    YanıtlayınSil
  7. deneme tadı aldım been. iyiydi. ayrıca ayışığında yüzmek denizde veya havuzda ne güzeldiir :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. deneme, gunce, gundem, hepsı karısıkk.
      ay evet cok nefıs oluyo o cıdden=)

      Sil
  8. Yazılarını da fotoğraflarını da seviyorum 💜

    YanıtlayınSil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.