Kedi Mırıltıları

Nisan 26, 2020


Kedi Mırıltıları başlığı altında bundan böyle haftalık günce tarzı yazılarımı ve bloglarla etkileşimlerimi (meydan okumalar, mimler, sohbetler vs) paylaşacağım. Normalde bunlara katılmamaya karar vermiştim çünkü kendimi biraz yoğun bir tempoya sokmak istemiştim ama hafta sonları bir gönderi altında hepsine yetişebileceğimi düşündüm. Bazıları amacından biraz çıkacak artık kusura bakmayın (mesela 16 gün 16 yazı normalde her gün yazmamız gereken bir meydan okuma ama ben ona başladığım için yarım da bırakmak istemiyorum o yüzden toplu bir şekilde paylaşacağım artık) Bu yazımda günce ve Ezgi'nin meydan okumalarını bulacaksınız.

Günce

Sonunda bir tempoya ayak uydurabildim. Hiçbir şey yapasım gelmiyordu. Gece geç yatıp çok geç kalkıyordum fakat bu benim tarzım değildi. Bu yüzden de kendimi çok avel hissediyordum. Bu yüzden ne doğru düzgün kahvaltı yapabiliyor ne de bir şeye kendimi verebiliyordum. Tüm gün oyun oynuyordum. Birkaç gündür bu durumu düzelttim. Kendime bir plan hazırladım. Derslerime sonunda başlayabildim. Kitap okuma da hızlandım. Sağlıklı beslenmeye tekrar dikkat eder oldum. Tekrar spora başladım. Sanırım kendimizi bıraktğımız böyle gelip geçici dönemler oluyormuş. Önceden başlayıp da sabredemeyip geri kutusuna koyduğum yapboza tekrar başladım:


Bakalım kaç günde bitirebileceğim ya da bitirebilecek miyim? Saçlarımın uçlarını kendim kestim. Bence becerdim. Boyamı da yaptım. "Toffee Karamel" denen bir renkte saçlarım, bu aralar favori rengim. 

Taşınıyoruz. Evet, taşınıyoruz. Bu günlerde niye taşınıyorsunuz, otursanıza oturduğunuz yerde demeyin. Bir ay sonra kira sözleşmemiz bitiyor. Bu evde okul başladı başlayalı yani geçen sene eylülden beri oturuyoruz ve o kadar rahatsız edici şeylerle karşılaştık ki. Evin konumu ve içi güzel olmasına karşın komşularımız hep berbattı. Hani derler ya "ev alma komşu al" diye, yemin ediyorum bu kadar haklı bir söz olamaz. Ev stüdyo tarzı ve aile, öğrenci, bekar vs. karışık. Tabii öğrenciler kalmadı artık. Sadece Konyalılar var. Burada hiçbir Konyalıyı yermek gibi bir amacım yok ama şu ana kadar Konya'lı olupta nazik bir insana çok az denk geldim. Zaten mezun olduğum zaman Konya'da Öğrenci Olmak adında bir yazı paylaşacağım. İyi, kötü ne yaşadıysam anlatacağım böylelikle Konya'ya öğrenci olarak geleceklere de biraz hazır olmalarını sağlarım. Neyse dönelim asıl konumuza. Başlarda yukarı katımızda işçiler oturuyordu. Birkaç bekar erkek. Tüm gece içip bağırıp, sövüp duruyorlardı. Şikayet ettik ama fayda etmedi. Sonra biri hapishaneye düşmüş, evden çıktılar. Ondan sonra biraz rahatladık. Bir süre sorun yaşamadık. Biz ikinci katta oturuyoruz ve ev dört katlı. Sonra üst katta o evden çıkanlarla en üst kattakilerin birbirlerini tanıdıklarını anladık. Daha dünden önce en üst kattan gecenin bilmem kaçında yine elektrikli süpürge sesi geldi. Hani haberlerde görüyoruz ya ses çıkardı diye komşusunu öldürdü diye, bunun için adam mı öldürülür diye düşünüyordum ama gerçekten insanı çıldırtacak cinsten bir meseleymiş bu. İnsan yaşamayınca her zaman empatisini kuramıyor tabi. O süpürge sesini duyunca kavga etmek için çıkacaktım, zor tuttum kendimi. İki kat üzerimizde olmalarına rağmen nasıl konuşma sesi geliyor. Yahu hadi o da neyse, bir de sürekli eşyaları bir yerlere çekip duruyorlar. Sürekli eşya taşıma sesi geliyor paldır küldür. Yemin ederim çıkıp ne yapıyorsunuz *** dememek için kendimi o kadar zor tutuyorum ki. O da yetmedi bir de aşağıya manyaklar geldi. Paşa adında bir köpekleri var, tüm gün boyunca Paşhaa paşhaa diye anırıp başka bir köpekle kavga ettiriyorlar. Durum böyle olunca "Düşünelim bakalım, korona riskini alıp ölmek mi yoksa bu aptal insanları çekmek mi", evet kesinlikle ölmeyi tercih ediyorum. Tamam, bu işin şakası ama bir sene daha burada kalamayız. Tüm önlemlerimizi alıp bir ev bulduk ona bakmaya gideceğiz artık yarın... Çünkü korona olsa bile hayat bir şekilde devam ediyor ve bazı zorunluluklar var. Bu da o zorunluluklardan biri.

Şimdi gelelim blog etkileşimi olaylarına. Ezgi'nin meydan okumalarına cevap veremediklerime kısa kısa cevaplar vereceğim, kaçırdıklarıma (7'den 12'ye kadar):

Ezgi'nin Meydan Okumaları

7. Hangisini tercih edersin? Gün doğumu ya da gün batımı ? 
Gün doğumunu ben genellikle uzun yolculuklarda ya da gece yolculuklarında denk geldim. Uykum çok hafif olduğundan dolayı arabada çok fazla uyuyamam bu yüzden gün doğumunun güzelliğini de görme fırsatını kaçırmadım.Ben gün doğumunu tercih ediyorum. Hem yeni bir başlangıç, yeni umutlar, yeni günü ifade ediyorken benim için hem de gün batımına göre gün doğumu daha ender görülebilir geldiği için.

8. 24 saatini bir çizgi film kahramanı ile geçirecek olsan bu hangi kahraman olurdu? Onunla neler yapmak isterdin ? Maceralarını çok merak ediyorum. 
Sünger Boooob=) Çok çılgınca şeyler yapardım. Kendini Squidward'a benzeten bir tanıdığım vardı, kendisini pek sevmem bu yüzden Sünger Bob ile onu rahatsız etmek en büyük zevklerimden olurdu herhalde 😁

9. Sandviç sevenlerden misin? Kendi uydurmuş olduğun efsane sandviç tarifini vermek ister misin? Ne de olsa sandviç candır! Ama senin efsane yemeğin başkaysa, onun tarifini ver. Nasıl olsa tarif deneyecek bol bol vaktimiz var.
Sevmeme rağmen çok fazla yemem. Olsa da olur olmasa da olur tarzında benim için. Kendime özel tarifimde yok. Zaten mutfak konusunda daha yeniyim:)

10. Bugün bir şarkı listesi yapalım. En sevdiğin film müziklerinden oluşan bir liste şahane olur. 
Yüzükler Efendisi'nden Enya'nın Aniron şarkısı duyduğum en güzel film müziği benim için. Aslında Yüzükler Efendisi'nin tüm müzikleri öyle ama Enya farklı.
Sonra Aslan Kral'ın Hakuna Matata'sı var.

11. Sosyal medyanın 3 iyi 3 kötü özelliği hakkında konuşalım mı bugün ? 
İyiler; kolay iletişim, kolay paylaşım ve kolay öğreni.
Kötüler: Kız/erkek avlama olayları, dolandırıcılık ve takipçi kasma gibi aptalca kendini yüceltme duyguları. İnsanlar tabii kendini yüceltebilir ama bence daha başka şeylerde yüceltseler daha iyi olur.

12. İşte cevapları ile ağız sulandıracak bir soru; eğer günleri bir yemeğe benzetseydin, haftanın günleri hangi yemekler olurdu? 
Cumartesi ve pazarlar en sevdiğim tatlılar olabilir çünkü yaptığım plana göre en rahat günlerim bu günler. Diğer günlerin hepsi benzer. Daha ekşi şeyler olabilir.



10 yorum

  1. Bu zor günlerde taşınmak zor ama hayat devam ediyor.kolay gelsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Eşyalı evde kalıyorduk, taşıma olayı olmayacak. Bu konu da daha rahatız ama tabii korona olayı biraz korkutuyor. Sorunsuz taşınacağız inşallah...

      Sil
  2. Fikirlerimizin çoğo ortak Zeynepciğim. Senin meydan okuman daha derli toplu olmuş böyle, hoşuma gitti. Emeğine sağlık canım 😊🌷🤚

    YanıtlayınSil
  3. Ev olayına çok üzüldüm ama şu an evde huzur bulabilmeliyiz, inşallah sorunsuz atlatırsınız bu bahsettiklerinizi çok yaşamış biri olarak şu anki dağbaşındaki evimize nasıl attık kendimizi bilmiyorum çok çok haklıdınız evde huzur gerek

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Keşke bizim de dağ başında evimiz olsaydı, atlatacağız inşallah sorunsuz...

      Sil
  4. taşınma kolaylıklar yaa, tutucu şehir tabii zor olmalı öğrenci olmak :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ay Deep, keşke tutucu olsalar. Ahlaksızlık yapmak, düşüncesizce davranmak tutuculuk değil kii:(

      Sil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.