Annabel Lee - Edgar Allan Poe

Mayıs 17, 2020


Bir Parça Şiir
Edgar Allan Poe'nun bir kaç öyküsünü okumuştum. Hatta favori öykülerime girmeyi başaran "Gammaz Yürek" eseri üzerine de yorum yapmıştım. Sadece öykü yazarı değil, aynı zamanda şair olan Poe'nun biraz da şiirlerine bırakmak istedim kendimi. Bir kaç şiirini okudum ve arasında en çok Annabel Lee isimli şiirini sevdim.

Şiir Hakkında Bilgi
Poe'nun 1849 yılında yazdığı bu şiir onun son şiiridir. Bu şiirde anlatıcı, ölen Annabel Lee'ye olan aşkını anlatmaktadır. Şiir de ilahi ve doğaüstü ögeler bulunmaktadır. Teması aşk ve ölüm üzerinedir. Şair, Annabel Lee ölmüş olmasına rağmen aşklarının hala devam etmekte olduğunu vurguluyor. Ayrıca Annabel Lee'nin ölümünün nedeninin melekler olduğunu çünkü öyle saf ve temiz bir aşka sahipler ki, meleklerin bile onları kıskandığından bu yüzden onu götürdüklerinden bahsediyor.

Şiir, Amerikan şiiri olduğundan dolayı türkçeye çevrilirken bazı anlam eksikliklerine uğramış. Yinede türkçesini okumakta epey zevkli. İngilizcesini internet üzerinden bulabilirsiniz. Ayrıca türkçesinde bahsetmeyip, ingilizcesini okuduğumuzda bildiklerimiz genişliyor. Mesela Annabel Lee'nin kim olduğuyla ilgili detaylar var;  Annabel Lee'nin soylu olduğunu düşünebiliriz. Çünkü ingilizce okuduğumuz zaman şiiri şöyle bir satıra denk geliyoruz; "... So that her highborn kinsman came - and took her away from me". Yani burada soylu erkek akraba anlamına gelen "highborn kinsman" tanımlaması kullanılmış; "... Böylece soylu akrabaları geldi - ve onu benden uzaklaştırdı..." Kısacası buradan Annabel Lee'nin soylu bir hanımefendi olduğunu çıkarabiliyoruz.


Şiirin Bana Hissettirdikleri
Okuduğum ilk şiirdi. Evet, isteyerek okuduğum ilk şiir. Şiiri sevmezdim çünkü. Fakat yavaştan meraklanmaya başladım şiire karşı. Isınabilir miyim bilmiyorum, ısınırsam belki daha kötü olur benim için, bunca şiiri ben niye okumamışım diye. Duygusuz bir insan olmamama karşın şiir bana pek bir şey hissettirmezdi. Ama insan gerçekten zamanla değişebiliyor. Gelelim asıl konumuza; bu şiir benim bir yandan duygusal yanımı ortaya çıkartırken bir yandan da sadece "öyledir, tabi" dememi sağladı. Duygulandım çünkü şair şiirde Annabel Lee'ye sevgisini öyle güzel anlatmış ki Annabel Lee'nin ölümüne üzülmeden edemedim okurken. "O çocuk ben çocuk" derken aslında bize "biz çocukluktan beri birbirimizi tanıyoruz, çocukların sevgisi saftır, masumdur. Bu yüzden bizim aşkımız masumdur" demeye getiriyor. Masumluk olayı çok güzel bir şekilde ifade edilmiş olsa da kimsenin çocuk kalmayacağını biliyoruz. Bu yüzden masumluk ve doğaüstü ögeler şiirin ciddiyetini bende değiştirdi. Bunlar olmasa ya da daha farklı ifade edilse daha duygulu bir şekilde okuyabilirdim. Fakat bunlar da şiiri sevmememi ya da duygusuzca okumamamı engelleyemedi.

Annabel Lee
Seneler,seneler evveldi;
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı,bileceksiniz
İsmi Annabel Lee;
Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekden başka beni.

O çocuk ben çocuk,memleketimiz
O deniz ülkesiydi,
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee;
Göklerde uçan melekler bile
Kıskanırdı bizi.

Bir gün işte bu yüzden göze geldi,
O deniz ülkesinde,
Üşüdü rüzgarından bir bulutun
Güzelim Annabel Lee;
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni,
Mezarı ordadır şimdi,
O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskandı bizi,_
Evet!_bu yüzden (şahidimdir herkes
Ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutun rüzgarından
Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana ,kim olursa olsun,
Yaşça başca ileri
Geçemezlerdi bizi;
Ne yedi kat gökdeki melekler,
Ne deniz dibi cinleri,
Hiçbiri ayıramaz beni senden
Güzelim Annabel Lee.

Ay gelip ışır hayalin eşirir
Güzelim Annabel Lee;
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee;
Orda gecelerim,uzanır beklerim
Sevgilim,sevgilim,hayatım,gelinim
O azgın sahildeki,

Yattığın yerde seni .

Kaynakça
Şiiri aldığım kaynağa gitmek için: link




2 yorum

  1. Çeviri şiirleri sevmiyorum. Şiire karşı çok özel bir ilgim de yok ancak yüreğime dokunan bir şairle tanışmıştım ben de bundan üç yıl kadar evvel: Didem Madak. Ama tabi şu an konumuz bu değil :) Sadece bazı şeylerin zamanı, doğru anı var. Belki seni şiire ısındıracak olan da bu şiirdir. Bu şiiri biliyordum. Daha evvel okumuştum da çünkü baya bilinen bir şiir. En azından Poe dendiğinde benim aklıma ilk bu şiir geliyor, çünkü kendisini bu şiirle tanımıştım. Ama şiiri okuduğumu anımsasam da çok üstünde durmadığımdan ismen bilip geçmişim. Şimdi yazını okumaktan gerçekten keyif aldım. Şiirin hikayesini ve şiire yönelik düşüncelerini çok güzel ifade etmişsin. Senden bu tip yazıları okumak isterim sonraki süreçte de :) Uzun bir yorum oldu bu ama yine de son bir şey var söylemek istediğim. Çeviri şiirleri sevmiyorum demiştim, evet sevmiyorum çünkü dediğin gibi anlam daralmasına uğruyorlar. Ancak bu şiir belki de senin anlatımınla resmen lezzetli geldi bana :) Tabi üzücü de. Özellikle de son kısmı fazlasıyla buruk.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben uzun yorumları çok severim. Tüm yorumlar tabii ki değerli ama uzun olduğu zaman yazımda yorumlanabilecek daha çok şey olduğunu görürüm. Bu yüzden yazma isteğimde artar:)) İlk defa şiir okudum ve ilk defa üzerinde yazdım, biraz da merak sardım. Yazarım herhalde, çok teşekkürler değerli yorumun için:)

      Sil

Hakaret içeren ya da rahatsızlık verici yorumlar ve gönderiden alakasız yorumlar paylaşılmayacaktır.

Yorumunuz için teşekkür ederim.