Muğla'da Kamp

Yazın son demlerinde son anda verilen bir kararla kamp yapalım dedik. Geçen sene babam, benim küçüklüğümden beri en büyük hayallerimden biri olan karavanı özel olarak yaptırmasıyla ikinci küçük evimize sahip olduk. Evet, orası kesinlikle benim için ikinci bir ev. Çünkü bazen sıkılınca, bunalınca evimin önünde bile olsa iniyor ve orada kalıyorum! Kesinlikle bu küçük değişim beni iyi hissettiriyor.



Şöyle ki; karavanı aldığımızdan beri genel olarak depo olarak kullanıldı. Komik ama gerçek. İlk yaptırdığımız zamanlarda Alanya'ya kampa gitmiştik bir haftalığına. O gün bu gündür hep eşya taşımak için kullanıldı. Böyle olunca sonunda isyan ettim ben de ve bizimkileri ikna ederek kısa bir Muğla turu yaptık. 



Muğla'ya ilk gidişim değil. Aslında birçok yaz gitmişimdir çocukken, yakın olduğumuzdan dolayı. Ama çocuk olduğumdan dolayı güzelliğini anca kavrayabildiğim bir yer burası. Bir de o zamanlar otelde kalıyorduk, şimdi karavanla ayrı bir macera oldu. 


İlk Durak: Akyaka Orman Kampı




Ağustosun sonlarına doğru çıktığımız yolculukta ilk durağımız burası oldu. Zaten iki yerde durduk. Biraz buradan bahsedeyim sonra avantajlarından, dezavantajlarından ve benim tecrübelerimden bahsedeceğim. Burası Muğla'nın Ula ilçesinde bulunan Akyaka mahallesinde. Şehir merkezine yaklaşık olarak 35 km. iken Akyaka'nın merkezine ise bir 10 dakikalık uzaklıkta.


Kamp alanı oldukça geniş. Temizdi her yer. Havası mis gibiydi. Kampın bir tarafı masmavi deniz manzarası, bir tarafında heybetli dağlar manzarası var. Öğlenleri çok sıcak olmamakla beraber geceleri çok serindi. Kamp alanı içerisinde karavan yeri dışında; çadır alanları, bungalovlar, çocuk parkı, restoran, market, buzdolabı, elektrik bulunuyor. Yani bir kampta arayacağınız her şey var. Bir şey dışında. Yüzülecek deniz.



Muğla'nın denizi, gördüğüm en temiz denizlerden biri aslında. Rengi hayran bırakıyor. En derin yerlerde bile dibini görebiliyorsunuz. Ama kaldığımız bu kampta eğer iyi bir yüzücü değilseniz yüzülecek yer yok. Çünkü sadece atlama yerleri var ve deniz çok derin. İki tane atlama yeri bulunuyor. Manzara eşsiz, resimdeki gibi. Akşam vakti girerseniz inanılmaz bir dalga oluyor. İyi bir yüzücü olduğumu söyleyebilirim fakat -belki de o güne öyle denk geldi- boyumu aşan dalgalar beni korkutmadı ve erkenden çıkmamı sağlamadı değil.


Erkenden çıkmamı sağlayan bir etken daha vardı. İnsanlar. Ben içkiye karşı değilim. Hatta bazen denize girmeden önce şöyle buz gibi bir keyif birası beni çok iyi hissettiriyor. Ama şimdi burada denize girilecek, atlanılacak yerler inanılmaz dar. Bir yirmi kadar insan daracık yere oturmuş. On beş erkek arkadaş, hepsinin elinde bira var, gelen gidene bakıp duruyorlar. Kimsenin keyfine laf edecek değilim ama bu da çok rahatsız ediciydi benim için. Tabii bu herkesin başına gelecek bir şey değil. Sürekli orada öyle insanlar olacağını sanmıyorum. Yine bize denk gelen bir şeydi sanırım.


Akbük Koyu ve Akbük Doğa Camping


Arabanız varsa ya da yürümeyi seviyorsanız, kampın yakınında herkesin girebileceği yüzme alanları bulunuyor. Oralarda herkes rahatça yüzebilir. Biz bir yere daha gidelim dedik, aynı yerde kalmayalım dedik. Bu yüzden tekrar arabamıza atladık. Sırtımızdaki ağır evimiz sayesinde bir kaplumbağa misali yarım saatte gidilecek yolu bir saatte aştık. Dağlara çıktık, ip ince bir yolun keskin virajlarından, bitmek bilmeyen uçurumlarından, dimdik dağlarından sallana sallana gittik. 



  

Bu kamp yerine varasıya canımız çıktı. Ama asıl sorun Akbük Koyu'na girişimizden kampa giden yoldu. Karavanımız var arkamızda, e karavanı çeken arabada suv tarzı. Güvenlikten giriş yapmamızla koya ulaşıyoruz. Koyun hemen dibinde, yani solumuzda, uzun ince yan yana birer tane sıralanmış şezlonglar var. İnsan kaynıyor. Sağımızdaysa hep restoranlar, kafeler, oteller var. İyi güzel ama arabaların geçeceği yol öylesine ince ki. İki araba, hele karavanı olan arabanın yanından başka bir araba zar zor geçiyor, hatta geçse bile şezlongdaki insanlar rahatsız oluyor. Kamp alanı da yolun en sonunda. Karşıdan da araba geldi mi yandın. Şimdi bunlarla uğraştığın yetmiyormuş gibi bir de sözde yardıma gelen esnafın kabalıklarını göreceksiniz. Neyse zar zor ulaşıyoruz Doğa Camping'e.


Akbük Koyu kesinlikle ama kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer. İnanın 'insan' faktörünü saymazsak yabancıların Instagram'a atıp bizi imrendirdiği o mükemmel yerler gibi aynı. İlk iki resim de oraya ait. Akbük Koyu, Akyaka'ya bir saat kadar uzaklıkta. 


Kamp alanı küçük, o yüzden önceden rezervasyon gerekebilir. Bizim şansımıza yer vardı. Bu kamp alanı, kampın içinde bulunan restorana  ait. Komşularımız sıcak kanlıydı. Yardım ettiler. Denize girmek için mükemmel bir yer ama başka bir şey aramayın dediler. Nedenini de sonradan anladık.



Denizi girdiğim en iyi denizlerden biri. Dalga hiç yok. Suyu ılık ve temiz. Manzara tabiiki de eşsiz. Yıllar önce buraya geldiğimde fotoğraf çekilmişim hatta önceden neresi olduğunu çıkaramadan sitemde paylaşmıştım. Üç dört yıl kadar öncesinden olan o resmi de ekliyim yeri gelmişken.



Kamp alanının hizmetini hiç sevmedim. Karavanla kalma ücreti 80tl ama her şeye para ödüyorsunuz. Şezlonglara, çamaşırhaneye vs. Yıkanmak için sadece bir kişi için yer var ve suları hep deniz suyu, tuzlu yani. Restoranın fiyatlarından bahsetmiyorum bile. Ayrıca çalışanları inanılmaz somurtkan. Bir gün değil, iki gün değil hep öyleler. Bir iki eksik bulduğumuz şeyleri söyleyelim dedik çok affedersiniz ama şeyiyle dinledi. Yani doğa mükemmel, insanlar kaba.


Genel olarak çok keyif aldığım bir geziydi. Manzarası ve denizi kesinlikle her şeye değer.


***

Gönderilerimi beğeniyorsanız aşağıdaki "Haber Postası" formunu doldurarak bloğuma abone olabilir ve son gönderilerimden hızlıca haberdar olabilirsiniz!

*Instagram: @kayipfisilti

10 yorum

  1. Resimler çok güzel.Suyun rengi ise çok daha güzel.Bakmak bile iç açıcı. Depo karavan tuhafmış, en güzelini yapmışsınız isyan ederek:) Genel sorunumuz doğanın güzel insanın tahammülsüz olması , ilerleme kaydedebilsek ne güzel olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Teknolojiyi filan bi kenara bırakıp insanlığı toptan geliştirecek şeylere bakılmalı bence önce. Teşekkürler yorumunuz için:)

      Sil
  2. fotiler nefis nefis mutlu oldum valla, insanlar evet işte bizim insanlar böyle napcan rahatsız ederler, kamp yerinin masrafları da abartılmış evet yaa. amaaa akyaka ve akbük, iki cennete gitmişsin yaaa, evet nasıl bir deniz rengi öyle orası :) evden çıkıp karavanda kalman da çok tatlıydı, tahmin ederim o güzel duyguyu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu olmana çok sevindim, kesinlikle cennet. Çok teşekkür ederim bu güzel yorumun için <3

      Sil
  3. Fotolara bayıldım. Karavan fikrine hep sıcak bakmışımdır. Çok iyi yapmışsınız ama karavan ve kamp hizmetlerinin pek de iyi olmadığını denemiş oldunuz. Neden hep bu tür iş bilmeyen insanlar talip olur "hizmet" sektöründe anlamam.
    Bizi de bu yayınla gezdirmiş oldun. Eline sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler yorumunuz için. Maalesef öyleler...

      Sil
  4. bu nefis yazını koydum bloguma :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Üniler açılıyor ya taşınma olayları var biz de kısa sürede uğramaya çalışacağım <3

      Sil
    2. Deniz ve suyun rengi resmen beni içine çekti. Bizim içinde tadını çıkartın oraların. Sayfama beklerin bu arada.
      guzellikbenimle.blogspot.com

      Sil
    3. Eda Şahin,
      Çok teşekkür ederim yorumunuz için. En kısa sürede uğrayacağım :)

      Sil

Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Yorum yapmadan önce;
1. İçerik konusuyla alakalı olmasına,
2. Yazım ve dil bilgisi kurallarına uymayı ihmal etmemeye,
3. Konu ile ilgili olmayan sorularınız için ise İletişim sayfasını kullanmaya özen gösterelim.

Instagram

Kayıp Fısıltı.