Lykos'un Kıyısındaki Laodikeia

Not: Başta uzun uzun istemeden genel bir eleştiri yaptım. Sadece Laodikeia gezimi okumak isterseniz aşağıda büyük başlık olarak ayırdım. 

Geçen sene ocak ayının şu sıralarında gezmiştim Antik Laodikeia Kenti'ni. Aralık ayı olmasına rağmen Denizli 20 derece civarıydı ve şaşırmıştım. Çünkü aralık ayının bu denli sıcak geçtiğini hiç görmemiştim. Tabi bu sene sıcaklık artışı çok daha belirgin oldu. Üzülüyorum bu duruma çok. Deli gibi kışı seven bir insan olarak ve dünyanın dengesinin bozulmuş olması, bu kuraklık gerçekten acı verici. Bir profesörün yazısını okumuştum bununla ilgili ve iklim değişikliklerinden en çok etkilenen ülkenin Türkiye olduğunu öğrenmiştim. Diyecek söz bulamıyorum ben. 



Bir başka şey ise kendimi şanslı hissetmem. Çünkü çevreme baktığımda tıpkı Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikayesi serisinin ilk kitabı olan Fırat Suyu Kan Ağlıyor Baksana eserinde dediği gibi (bu arada bu kitabı okumadıysanız mutlaka okumanızı öneririm. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplardan);

“Bunlar savaşı bu akılla bitiremezler, bu insanlar, kendilerini yaratıkların en akıllısı sanıyorlar, bu yaratıkların en acınası yaratığı, yaratıklar içinde kendinin en ahmak yaratık olduğunu bilmeyecek kadar en ahmak, kendi canına, tekmil yaratıkların canına kıyan bu yaratıkların en kötüsü yaratık, yaşadığı şu yeryüzünün bir cennet olduğunu bilmeyecek kadar enayi, yediğinin içtiğinin, doğan güneşin, akan suyun, esen yelin, uçan bulutun, yağan yağmurun, açan çiçeğin, büyüyüp gelişen meyvenin, tomurcuğun, yer altında çabalayan tohumun, uçan kuşun, petekteki arının, sayısız, milyarlarca, milyarlarca ışıldayan rengin bir tansık olduğunu bilmeyecek kadar eşşek, hem de eşşoğlu eşşek. Bu korkunç yaratık gene savaş çıkaracak, ormanları yakacak, yüzlerce binlerce yıldır yaptığı şehirleri yıkacak.”

Demek istediğim o ki, başta ülkemiz olmak üzere dünyanın her karışının bir cennet olduğunu fark edemeyerek salakça amaçlar uğruna, gözleri kör bir şekilde yaşayıp, işleri güçleri sadece para kazanmak; ki onu da doğru yollardan yapamayan ve buna övünüp mutlu olan milyonlarca insana hayret ediyorum. Kimsenin mutluluğunda gözüm olduğunu düşünmeyin sakın, insanları aldatmakla, yalanlarla mutlu olacaksam her gün acı çekmeye razıyım. Ki çekmiyorum. Üstelik kendimi şanslı hissediyorum; tarih kokan sütunların, ağaçların hışırdama sesi, rüzgarın yüzümü okşaması; denize sırtımı verdiğim de denizde miyim, bulutların üzerinde miyim, anlayamadığım o vakitler... Örnekler oldukça çoğalabilir. Ben bundan büyük zevk alabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Ki bunların hiçbirinden bir gün eser kalmayacak bence; insanlar kendilerini de dünyayı da batıracak. Neyse, olumsuz konuşmak istemezdim ama içimi dökmem lazımdı! Gelelim şimdi kente...



Antik Laodikeia Kenti ya da Lykos'un Kıyısındaki Laodikeia

Bu antik kent Denizli ilinin 6 km. kuzeyinde, Eskişehir, Goncalı, Bozburun ve Korucuk Mahallesi sınırları içinde kalıyor.  Güneşin altında baya yürümek zorunda kalmıştık ve her yerini gezebildiğimizden bile emin değilim. Oradayken hala kazılar yapılıyordu ve hala kalıntılar bulunuyordu. Anadolu'nun en büyük ikinci antik kenti olma özelliğine sahip. Size kısaca buranın özelliklerinden ve tarihinden bahsedeceğim. Detaylı tarihi için aşağıda resim paylaştım, merak ederseniz onu okuyabilirsiniz.




Yapılan kazılar sonucunda buranın M.Ö. 5500'de Erken Kalkolitik Çağ, yani Bakır Çağı'ndan itibaren yerleşik bir hayat olduğuna dair kanıtlar ortaya çıkarıldı. Geç Kalkolitik ve ilk Tunç Çağı'nda da yerleşim hayatının devam ettiğine dair seramik, çakmak taş gibi kalıntılara rastlandı. Buradaki yaşam 7 yüzyıla kadar aralıksız olarak devam etti. Roma yönetiminin buraya verdiği değeri Çiçero, M.Ö. 50li yıllarda buraya uğrayarak hukuk sorunlarını çözmeye çalışmasıyla gösterilmiş oluyor. 


Hristiyanlık için de oldukça önemli bir yer. Burası onlar için M.S. 4. yüzyıldan itibaren Kutsal Hac Merkezi olarak görüldü. Tarihi hakkında daha fazla detay okumak isterseniz orada çektiğim tabeladan okuyabilirsiniz. Farenizin sağ tuşuna tıklayıp "resmi yeni sekmede aç" özelliği ile yeni sekme de yazıları istediğiniz kadar büyütüp okuyabilirsiniz:




Burada tam olarak neler bulunuyor?

-Anadolu'nun en büyük stadyumu (285x70m)

-5 agora (Antik Yunan kentlerinde, şehirle ilgili politik, dini, ticari her türlü faaliyetin gerçekleştiği, tüm kamu binalarının etrafında sıralandığı halka ait geniş açık alan olup, Helenistik dönemde şekillenip Roma İmparatorluğu’nda ortaya çıkan forumların öncülüdür.)

-2 tiyatro

-4 hamam kompleksi

-5 nymphaeum ( antik Yunanistan ve Roma'da nemfleri kutsamak adına genellikle bir kuyu veya pınarın üzerine dikilen anıtlara verilen isimdir.)

-1 bouleuterion (Antik Yunanistan'ın şehir devletlerinde Yunanca Bule adı altında bilinen 500'ler Meclisi'nin toplandığı yerdir.)

-2 anıtsal giriş kapısı

-Çeşitli tapınaklar

-Laodikeia Kilisesi

-Nekropol alanlar



Daha fazla resim:





***
*Tüm gezi yazılarımı okumak için: Gezi günlüklerim
*Tüm gezdiğim antik kent yazılarını görmek için: Antik Kentler
*Denizli'de gezdiğim tüm yerleri görmek isterseniz: Denizli Gezi Yazılarım
*Bazı terim tanımları Vikipedi'den alınmıştır.

6 Yorum

  1. Denizli'nin yakınına kadar gittim ama Laodikeia Antik Kenti'ne zamansızlıktan dolayı uğrayamadım. Antik kentler hep ilgi alanım olmuştur. Bir şekilde oraya uğramak için çabalasaymışım, iyi olurdu. Hayıflandım şimdi gitmediğime.
    Cennet dünyamız hakkındaki düşüncelerinize de bir doğa aşığı olarak sonuna kadar katılıyorum. Sizin gibi bilinçli gençlerin var olduğunu bilmek, umutlandırıyor beni.
    Hem bu güzel yazınız hem de harika fotoğraflarınız için tebrik ediyorum. Emeğinize sağlık olsun.

    YanıtlaSil
  2. Yedi bin yıl öncesinin medeniyetini görünce zaman içinde geriye gittiğimizi düşündüm. O dönem sanata, ticarete verilen önem, tiyatrolar, büyük meclislerde yönetim anlayışı takdire şayan. Medeniyet sadece teknolojik gelişmeden mi ibaret? Emeğinize sağlık, hem yazınız hem de çekmiş olduğunuz fotoğraflar çok güzel.

    YanıtlaSil
  3. İçini döküp rahatlamak gibisi yok, her zaman yapmalısın bence. Antik kentlere seninde meraklı olduğunu düşünüyorum.Ne güzel anlatmışsın :)

    YanıtlaSil
  4. İnsanın gezi imkanı bulabilmesi bile güzel. :) Tarihten alınacak çok ders var, boşuna pek çok yerde kalıntılara rastlamıyoruz. Ama anı yaşama derdinde insanlar. Paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. Ben bu antik kenti duymamıştım bile. Bu yıl tatilde yolumuzun üstünde kalırsa mutlaka uğramak isterim, çok seviyorum böyle eski medeniyetlerden kalma kentlerde gezinmeyi.❣️❣️

    YanıtlaSil