Eldorado - Edgar Allan Poe | Şiir Analizi

En sevdiğim yazar ve şairlerden biri olan Edgar Allan Poe'dan bir şiir paylaşmak istedim bu hafta. Bazı yabancı dizilerde Eldorado'ya altın aramaya giden insanların maceralarını izleyince aklıma bu şiiri paylaşmak geldi. Öncelikle şiirin orijinalini, İngilizcesini şu siteden okuyabilirsiniz: Eldorado by Edgar Allan Poe


Bu arada önceden de bu tarz bir şey yaşamıştım. Bazen bir şey okurken arkada rastgele çalan, aslında rastgele değil de hani o sıralar takmış olduğunuz bir müzik olur ve okuduğunuz şeyle bütünleşir. Şu sıralar acayip hoşuma giden The Scarecrow şarkısı ve bu şiir arasında acayip bir bütünlük hissettim. Yani sanki ikisi birbiri için oluşturulmuş. Eldorado'nun ne olduğundan şiirin çevirisinden sonra bahsedeceğim ama demek istediğim şu ki şu şarkı+ şu şiir beni tamamen farklı dünyalara attı.




*Not: Şiirleri başka bir dilden çevirmek çok zordur. Çünkü şiir türü hem anlam hem de yapısı bakımından bozukluğa uğrayacağından en az hatayla ya da en az şekilde değiştirerek çevirmeye çalışıyorum. Çeviriyi kendim yapıyorum.. Hatalar, atladığım/gözden kaçırdığım şeyler olabilir. Eğer siz fark ederseniz yorumlarda belirtebilirsiniz! Anlam bakımından uyması için kimi kelimeleri eklediğimi/değiştirdiğimi de unutmayın.


Şiirin Türkçesi

Eldorado - Edgar Allan Poe





Nedir bu Eldorado...

Şiire başlığını veren Eldorado'nun ne olduğuna bakalım önce... El Dorado, İspanyolca kökenli bir kelime olup "altın kaplı, altından" anlamına geliyor. Eldorado efsanevi bir şehir. Altından bir şehrin/krallığın ismi. 16. ve 17. yüzyıllarda yani Coğrafi Keşifler döneminde ortaya atılmış ve birçok kaşif bu şehri aramıştır.


Şiir Analizi

1. Kıta

Edgar Allan Poe, önceden bahsetmiş olduğum gibi karanlık ve atmosferik yazı stiliyle biliniyor. Bu şiiri de onlardan biri. İlk kıtada şövalyemiz tanıtılıyor, nasıl bir maceraya çıktığının ve sonrasında başına geleceklerin zeminini hazırlıyor.


Şiirimiz şövalyeyi tanıtarak başlıyor. Gururlu bir şekilde süslenmiş, cesur bir şövalye. Yani muhteşem olarak süslenmiş olan şövalyeyle oldukça coşkulu, umutlu ve saflık duygularıyla yola çıktığını hissettiriyor bana. Ayrıca şövalyeliğini ve asil karakterini de cesur bir şövalye diyerek tanıtmış şairimiz. 


Güneşte ve gölgede yol almasından yola çıkarak yolculuğunun uzun geçtiğini ve/ya da olumlu ve olumsuz tecrübeler edindiğini düşündürüyor. Fakat bu olumsuzluklara belki de diğer dizedeki şarkı söylemek eylemiyle başa çıktığını görebiliriz. Yani şövalyemiz aynı zamanda sanatsal yönünü de ortaya koyarak zorluklara göğüs geriyor.


2. Kıta

İkinci kıtada ilk kıtanın heyecan, sevinç gibi duygular daha karanlık bir hal almaya başlıyor. Şövalyemiz bir değişim geçiriyor, yaşlanmaya başlıyor ve bunun duygusal zararlarından bahsediyor.


Fakat yaşlandı diyor şairimiz ve çok uzun zamandır bu yolculukta olduğunu anlıyoruz. Ayrıca yaşlılığın kaçınılmaz etkilerinin, fiziksel ve duygusal olarak, şövalyemizin yakasını tuttuğunu da düşünebiliriz. Ve tekrar cesur kelimesini kullanıyor şövalyemiz için. Önceki, yani daha gençken, yine aynı kelimeyi kullandığı için arasında bir karşılaştırma yaptığını düşünebiliriz. Burada gençliğindeki iyimserliği ile şu an ki durumunu ironi ile ifade ediyor. Çünkü bir sonraki dizede Ve yüreğinin üzerine bir gölge düştü diyerek şövalyemizin kalbini bir karanlık sardığını görüyoruz. Yani gölge burada umutsuzluk hissini veriyor. Eldorado'yu bulamamasının onu derinden etkilediğini görüyoruz.


3. Kıta

Bu kıtada artık şövalyenin kararlılığının yeterli olmadığını ve gücünün iyiden iyiye kaybettiği anlaşılıyor. Bu kıtanın can alıcı kısmı hacının gölgesidir. Hacı gölge, şövalyenin karşılaştığı mistik ve esrarengiz bir figürdur. Bu gölge bana göre şövalyenin bilinçaltının bir sembolünü temsil ediyor. Azalan fiziksel gücü ve ağır duygular altında ezildiği için bir rehbere ya da doğaüstü bir şeye ihtiyacı olduğu tasvir ediliyor. 


4. Kıta

Son dizemizde esrarengiz figür şövalyemize cevap veriyor. Ay Dağları'nın ötesinde diyor. Bu cevap mistik olduğu için Eldorado'nun uzak ve efsanevi bir yerde olduğunu söylüyor. "Ay Dağları"ndan söz edilmesi, Eldorado'nun gizemli doğasına katkıda bulunan uzak ve keşfedilmemiş bir bölgenin görüntüsünü getiriyor aklımıza. Eldorado'yu bulma yolunun zorlu olacağını ve keşfedilmemiş, mecazi dağları aşmayı gerektirdiğini gösteriyor. 


"Gölge Vadisi'ne in" satırı, bir sembolizm gibi geliyor kulağa. Karanlık ve belirsizlik. Şövalyenin Eldorado'ya yolculuğunun engellerle yüzleşmeyi ve tehlikeli ve bilinmeyen bölgelerden geçmesi gerektiğini düşündürüyor. Ve "sür, cesurca sür" derken kararlılığından vazgeçmemesini ve yolculuğuna devam etmesi gerektiğini söylüyor şövalyeye. Eğer Eldorado'yu bulmak istiyorsa, ısrarcı ve kararlı olmaya devam ederse ancak bulunabileceğini anlıyoruz son dizesinde.


Şiirin Bana Hissettirdikleri

Tamamen insanların hedeflerine/amaçlarına ve doğal yaşam örgüsüne yönelik bir şiir olduğu kanısındayım. Ulaşılamaz bir idealin peşinden koşmanın beyhudeliği aktarılıyor. Şövalye, cesaretine ve kararlılığına rağmen Eldorado'yu bulamıyor ve şiir, gölgenin ona hala arıyorsa cesurca sürmeye devam etmesini tavsiye etmesiyle sona eriyor. Poe'nun Eldorado arayışını tasviri, onun insan doğasını keşfetmesini, hayallerin peşinden koşmasını ve yol boyunca ortaya çıkabilecek kaçınılmaz hayal kırıklıklarını ve zorlukların mutlaka olacağını yansıtılıyor.


Şiirin sonunda, yani bir gölgenin belirip orada bitmesi düşüncelerimi ikiye ayırıyor. Birincisi; açlıktan, susuzluktan, yorgunluktan ve yaşlanmış olmanın sonucuyla hayal görmesi. Yaşadıklarının hepsinin bir hiç uğruna olması. İkincisi ise Eldorado'ya ölümden sonra ulaşacağı.


Yani şiir beni fazlaca sorgulamaya itti. Felsefi görüşlerimi tekrar sorgulamama neden oldu. Siz ne düşünüyorsunuz? Şiiri beğendiğiniz mi? Okurken aklınızda ne canlandı, size neyi anımsattı?


***

Instagram: @kayipfisilti

Şiirlerle ilgili tüm yazılarımı görün

Edebiyata dair tüm yazılarımı görün

9 Yorum

  1. Biz kuşağı için Edgar Allan Poe eşittir Anabel Lea.:) Sanırım ve yanlış hatırlamıyorsam edebiyat kitaplarımızda vardı ve onu incelemiştik henüz lisenin başlarındayken. Bundan bağımsız olarak yazına ve verdiğin emeğe bayıldım. Mısra mısra ele alman, incelemen, sorgulaman ve düşüncelerini açıklıkla yazıya dökmen harikaydı. Çok keyifli bir okuma oldu, teşekkürler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için:)
      Üniversitede biz de Annabel Lee ile birlikte birkaç kısa öyküsünü işlemiştik Poe'nun, hatta o zaman sitemde paylaşmıştım. Çok severim o şiirini de, tekrar paylaşırım belki:)

      Sil
  2. poe nun öykülerine alışkınım :) şiirlerine değil :) sen çeviri işinde gittikçe iyi oluyorsun :) sıkı çalışmanın sonucuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla şiir okumayı pek sevmiyorum da biraz o yönümü geliştirmek ve onlara şans tanımak için arada onlara yöneliyorum. Bu yüzden biraz farklı ve ilgi çekici şiirler tercih etmeye çalışıyorum :D
      Çok sağ ol Deep, böyle düşünmene gerçekten çok sevindim!

      Sil
  3. Bana kızıl elma ülküsünü hatırlattı nedense. Bir hedef kızıl elmadır ve hiçbir zaman hedefe varılamaz. Hep daha ileriye gitmektir hedef. Eldorado böyle bir yer olsa gerek:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızıl elma ülküsünü duymamıştım ama evet, ben de bu şekilde düşünüyorum. Teşekkürler katkınız için :)

      Sil
  4. Bu şiiri unutmuşum resmen ve bununla beraber Annabel Lee'yi de anımsadım. Çok güzel bir yazı olmuş. Ama affına sığınarak sormak isterim mısra yerine kıta olması gerekmez miydi? Mısra dize ile eş anlamlı diye biliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annabel Lee, evet, o şiiri de çok hoş :)
      Ve evet, kesinlikle haklısınız! Benim hatam, düzeltiyorum ve çok sağ olun bildirdiğiniz için:3

      Sil
    2. Düzeltildi, tekrardan teşekkür ederim :)

      Sil