Pandora

Pandora

Zeus, Prometheus’un insanlara ateşi vermesine son derece öfkeliydi. Prometheus’a verdiği ceza bile onun öfkesini dindirmemişti; hala insanlardan intikam almak istiyordu. Aynı zamanda insanların, tanrılar kadar güçlü olamayacaklarını da anlamalarını sağlamayı amaçlıyordu.

O dönemde dünyada yalnızca erkekler vardı. Kadınlar henüz yaratılmamıştı. Bunun üzerine Zeus, ateş ve demir tanrısı Hephaestus’a giderek insanlara benzeyen fakat onlardan farklı olacak yeni bir varlık yaratmasını istedi: ilk kadın.

Hephaestus, Zeus’un isteğini yerine getirmekten büyük mutluluk duydu. Usta bir zanaatkar olan tanrı, tanrıların hayran kalacağı kadar güzel bir kadın yarattı. Kusursuz teni ve büyüleyici güzelliğiyle adeta bir tanrıçayı andıran bu kadının adı Pandora’ydı. Zeus, Pandora’nın güzelliği sayesinde insanların ona güveneceğini düşünüyordu.

Hephaestus, Pandora’yı yaratmayı tamamladıktan sonra diğer tanrılar da ona çeşitli hediyeler sundular. Altın işlemeli kıyafetler, parıldayan mücevherler, hoş kokulu çiçekler… Ancak tanrıların ona verdiği en dikkat çekici hediye Zeus'tandı, göz alıcı bir kutuydu. Mücevherlerle süslenmiş, ince işlemelerle bezenmiş bu kutu Pandora’nın büyük ilgisini çekmişti.

Fakat kutunun bir şartı vardı: Pandora kutuya bakabilir, onu inceleyebilirdi; ancak asla açmamalıydı. Bu kesin bir kuraldı. Pandora bu yasağın nedenini tam olarak anlamasa da kutunun büyüleyici görünümü karşısında merakını bastırmakta zorlanıyordu.

Kısa bir süre sonra Pandora dünyaya gönderildi. Orada Prometheus’un kardeşi Epimetheus ile karşılaştı. Epimetheus, Pandora’nın güzelliğinden büyülenmişti ve kısa sürede ona aşık oldu. Prometheus daha önce kardeşini tanrılardan gelen hiçbir hediyeye güvenmemesi konusunda uyarmıştı. Ancak Epimetheus bu uyarıyı görmezden geldi ve Pandora ile evlendi. Pandora’nın yanında getirdiği o ışıltılı kutu ise onun dikkatini bile çekmemişti.

Pandora ve Epimetheus uzun süre mutlu bir yaşam sürdüler. Pandora her gün kutusuna bakıyor, fakat verilen yasağa sadık kalarak onu açmıyordu. Ancak zamanla merakı giderek büyüdü. Kutunun içinde ne olduğunu bilme isteği dayanılmaz bir hal aldı.

Sonunda merakına yenik düştü ve kutuyu açtı.

Kutunun kapağı aralandığı anda Zeus’un intikamı gerçekleşmiş oldu. Tanrıların bildiği tüm kötülükler bir duman gibi kutudan dışarı süzüldü ve dünyaya yayıldı: acı, hüzün, açlık, hastalık, öfke, delilik ve daha nice felaket insanlığın hayatına karıştı.

Pandora korkuyla kutunun kapağını tekrar kapattı. Fakat artık çok geçti. Tanrılara karşı gelmenin sonuçları dünyaya yayılmıştı.

Tam o anda Pandora kutunun içinde kalan son bir şeyi fark etti: umut.

Zamanla insanlar dünyaya yayılan acıları ve zorlukları deneyimledikçe, huzur dolu günlerinin sona erdiğini anladılar. Tanrıların gücünü kabul ettiler ve onları kızdırmamaya söz verdiler.

Ancak kutunun içinde kalan umut, insanlara her şeye rağmen bir gün huzurun ve barışın yeniden geri gelebileceğine dair inanç verdi.

×