Tam Denizli, Aydın ve Muğla sınırlarının kesiştiği yerde bir kanyon. Denizliler buranın Denizli'ye, Aydınlılar da Aydın'a ait olduğunu söylerler. Doğrusu Denizli'nin Kale ilçesine aittir fakat Aydın da uzun zamandır burayı sahiplenmeye çalışıyormuş. Böyle kıskanılası, güzel bir yer yani bu İnceğiz -diğer adıyla Arapapıştı- Kanyonu. 



İnceğiz ismi Denizli'de bulunan İnceğiz Köyü'nden geliyor. Arapapıştı ise Aydınlılar tarafından kabul edilen ismi. Apışmak biliyorsunuz ki şaşırmak anlamına geliyor. Aydınlılara göre bu kanyona gelen Perslerin şaşırması üzerine verilmiş bir ad. Tabii doğruluğu kesin değil, söylenenler bu şekilde.



İnceğiz (Arapapıştı) Kanyonu

İnceğiz Kanyonu'na hem Denizli üzerinden hem Aydın'dan ulaşım sağlanabiliyor. Denizli'den ulaşım sağlandığında direkt olarak kanyonun seyir tepesine varabiliyorsunuz. Ayrıca yol üzerinde Aphrodisias gibi tarihi yerlerle de karşılaşabilirsiniz. Aydın tarafından gelirseniz kanyona varmadan Kemer Barajı üzerinden geçebilirsiniz. Biz buraya iki kere gittik. Biri kışın ve Denizli üzerindendi. Tabii Denizli'de yaşadığımız için daha çabuk vardık kanyonun seyir tepesine. O zaman sular çekilmişti. Birde birkaç gün öncesinde Aydın üzerinden gittik.


Bu sefer kanyondan ziyade Kemer Barajı'nı gezdik. Ama önce ben kanyon ile ilgili kısa bilgiler verip baraja geçeyim. Seyir tepesinde inanılmaz güzel bir görsel karşınıza çıkacak. 6 km uzaklığa ve yaklaşık 380 metre yüksekliğe sahip. Bu kanyon aynı zamanda 2500 yıllık bir kaya mezarına ev sahipliği yapıyor. Tepede, yani seyir tepesinde herhangi bir restoran, market, kafe bulunmuyor. Fakat kendiniz çayınızı, kahvenizi, yemeğinizi vs. getirirseniz oturabileceğiniz yerler mümkün.




Kemer Barajı

Aydın tarafından gelirseniz Kemer Barajı ile karşılaşacaksınız. Ben buraya BAYILDIM. Tam olarak Aydın'ın Bozdoğan ilçesinde yer alıyor. 1954 yıllarında inşaatına başlanıp 1958'de bitirilmiş. Baraj tahmin ettiğimden de büyüktü. Buralarda restoranlar bulunuyor. Barajın hemen yanında oturabilirsiniz. Ayrıca burada tekne turu yapılabiliyor. Fakat bizim düştüğümüz yanlışa düşmeyin. Ramazanda gittiğimiz için ve de nisan ayı olduğundan dolayı kimsecikler yoktu. Tekne turu için en az 15 kişi gerekli. Biz sadece 3 kişiydik. Yani eğer 15 kişilik bir grupla gitmiyorsanız buraya kesinlikle yazın gelmelisiniz. 



İnanılmaz zevk aldığım bir geziydi. İkisinde de ayrı ayrı yerler keşfettim. Ve tekrar tekrar bayıldım. Kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri, özellikle kanyon. Daha fazla resim ve barajın videosunu Instagram hesabımdan da görebilirsiniz: @kayipfisilti



***

Tüm gezi yazılarımı okumak için: Gezi günlüklerim

Denizli'de gezdiğim diğer yerler: Denizli gezi günlüklerim

Yağmurlu bir günden herkese günaydın. Yazımı ve şiiri okumadan önce şu şarkıyı açmanızı tavsiye ederim: This Place Is a Shelter. Onca soğuğun ardından havaların ısınmasıyla iyi hissetsem de bugün yağan yağmurla yine kendimi çok daha huzurlu hissettim. Altıncı katta olduğumdan ve odamın birçok penceresi olduğundan dolayı kendimi şanslı hissediyorum. Sanki hem yere, hem göğe yakınım gibi. Asılı kalmışım, iki tarafı da kontrol edebiliyorum gibi mükemmel hissettiriyor. 



Siteme sonunda 'Şiir' bölümü ekliyorum. Bundan sonra haftada en az bir tane şiir paylaşacağım. Genellikle İngilizce şiirler olsa da bazen Türkçe de paylaşabilirim. İngilizce olan bu şiirleri kendim Türkçeye çevireceğim fakat şiir genelde başka bir dile çevrildiğinde anlamını ve duygusunu yitiriyor bu yüzden şiirin ne anlatmak istediğini de ayrıca paylaşacağım. Bunu paylaşmadan önce İngilizce öğrenmek isteyenler için de şiirde bilinemeyecek kelimeleri de vereceğim. Daha sonra şiir incelemesine ve şiirin bende hissettirdiklerine geçeceğim. O zaman başlayalım. Edwin Morgan'dan Strawberries şiiri. Voices'ın bir şiir kitabından rastgele açarak bulduğum bir şiir. Aşağıdaki resimden şiiri İngilizce olarak okuyabilirsiniz:



Bilinemeyecek Kelimeler:

Sultry (s): Rutubetli hava/Boğucu

That sultry afternoon O boğucu öğleden sonrası


Glisten (f): parlamak/pırıldamak

the strawberries glistening Çilekler parıldıyor


Şiirin Türkçesi

*Not: Çeviriyi kendim yaptım. Hatalar, atladığım/gözden kaçırdığım şeyler olabilir. Eğer siz fark ederseniz yorumlarda belirtebilirsiniz! Anlam bakımından uyması için kimi kelimeleri eklediğimi/değiştirdiğimi de unutmayın.


Çilekler

Orada hiç çilek olmamıştı

bizim sahip olduklarımız gibi

o boğucu öğleden sonrasında

açık Fransız penceresinin

basamağında oturuyorduk

birbirimize karşı

dizlerin benimkileri kavradı

kucağımızda mavi tabaklar

çilekler parlıyor

sıcak güneş ışığında

onları şekere buladık

birbirimize bakarak

aceleye getirmedik ziyafeti

birimizin yakınlaşması için

boş tabaklar

birlikte taşın üzerine dizildi

iki çatal yan yana dururken

ve ben sana doğru eğilirken

tatlı*, havada

tatlı, kollarımda

bir çocuk gibi terk edilmiş

senin hevesli ağzından

çilek tadı

hatıralarımda

geriye doğru yaslan tekrar

seni sevmeme izin ver

güneşin okşamasına izin ver

sıcaklık yoğun

ve yaz yıldırımı

Kilpatrick* tepelerinde


Fırtınanın tabaklarımızı yıkamasına izin ver


Şiir Değerlendirmesi/Analizi/Hissettirdikleri

Yazımın başında yağmur yağdığını söylemiştim. Ben burada bu şiiri çevirirken ve de şiir açık bir yaz havasından başlayıp fırtınalı bir atmosfere doğru yolculuk alırken, burada da yağmur durdu ve güneş açtı. Bu bana kendimi şiire daha da yakın hissettirdi ya da şiirin üzerimdeki etkisi daha fazla oldu. Fakat bundan önce bu şiirin ne anlatmak istediğine bir bakalım. Ondan sonra bu konuya geri döneceğim.


Öncelikle ilk fark ettiğim şiirde hiçbir noktalama işareti ve de büyük harf bulunmadığı. Bu bir özgürlük göstergesi mi? Bunu anlamak için Edwin Morgan'ın diğer şiirlerini de bir incelemek gerekiyor. Fakat diğer şiirlerine baktığımız da (mesela One Cigarette ya da Seven Decades) noktalama işaretleri kullandığını görüyoruz. O zaman bu özgürlük şiirin yapısıyla değil anlamıyla ilgili. Aşkta özgürlükten bahsediyor. Şiirin yapısıyla ilgili dikkatimi çeken bir diğer şey ise betimlemelerin çok canlı bir şekilde işlenmesi. Yani; Açık Fransız camının basamağında oturmak, mavi tabakların dizlerinin üzerinde olması, çileklerin şekere batırılması... Şiiri okurken aklımızda tamamen canlanıyor. Süslü sözler yok.


Ortada bir şey var ki bu şiir tamamen tutkulu bir aşk şiiri. Ah, bir baksanıza, Güneşli bir havada aşkıyla oturup çilek yerken birbirlerine yaklaşıyorlar ve sonra da... kim bilir? Aslında fırtına bunu destekliyor. Yazın Kilpatrick tepelerinde çıkan fırtına... Yani şiddetli bir arzulamayı sembolize etmiyor mu sizce de? Şiiri araştırırken karşıma gelen bir analizde çatalların homoseksüel bir ilişkiyi sembolize ettiği yazılmış. Aynı türde iki cismin bir araya gelmesi düşünülerek. Aslında önceki paragrafta özgür bir aşkı da anlattığını göz önünde bulundurduğum için bu oldukça mantıklı geliyor.


in my memory  / hatıralarımda

lean back again / yaslan arkana tekrar

let me love you... / seni sevmeme izin ver


Şiirin bu kısmından bu şiirin aslında eski bir anıyı anlattığını anlıyoruz. Yani o an değil ama geçmiş bir anıyı. Belki geçmişte yaşadığı eski bir homoseksüel ilişkiyi. Tabii tam tersi de olabilir. Özgür bir aşk sadece homoseksüel arasında mı olur? Çatallar sadece birer cinsel yaklaşım simgesi de olabilir. Çatalları ruh ikizi olarak simgeleyemez miyiz? Ya da ten uyumu? Ne kadar homoseksüel bir ilişki bunları düşününce kafaya daha çok yatsa da bu da olası bana göre.


Gelelim şiirin bana hissettirdiklerine. Başta dediğim gibi şiir de bir anı söz konusu. Düşününce çokta özel olmayan şeyler, birinin sana hissettirdikleri ile unutulmaz bir an'a sebep olabiliyor. Çilekler, güneşli hava, yaz, pencere... Bunlar o kişi/kişiler olmadan bu kadar akılda kalıcı olabilir miydi? Biz hayalimizde bu denli canlı görebilir miydik? Aslında önemsiz gördüğümüz her şey bir şey sayesinde önem kazanıyor. 


Yaz önümüzdeyken ve -dediğim gibi- yağmurlu havadan güneşli bir havaya geçerken böylesine bir aşk şiiri içimi bir hoş etti. Normalde aşk türü kitaplar, diziler, şiirler çok sevmesem de beni etkileyen bir şiir oldu. Peki sizin şiir hakkında ki düşünceleriniz neler? Siz okurken ne hissettiniz, lütfen yorumlarda görüşünüzü belirtin!


***

Instagram: @kayipfisilti

Instagram

Kayıp Fısıltı. Theme by STS.