Echo ve Narcissus
Yunan mitolojisinin en dokunaklı hikayelerinden biri olan Echo ve Narcissus’un trajik öyküsünden bahsedeceğim. Umutsuz aşk, saplantı, yalnızlık ve kibir gibi temaları içinde barındıran bu mit, günümüzde hala etkisini sürdüren en bilinen anlatılardan biridir.
Bu hikaye diğer mitlerden bağımsız olduğu için serinin önceki yazılarını okumadan da rahatlıkla anlayabilirsiniz. Ancak nimflerin ne olduğunu daha detaylı öğrenmek isterseniz BURAYA tıklayarak Nimfler konusuna da göz atabilirsiniz.
Echo, dağlarda yaşayan bir nimftir. En yakın dostlarından biri avcılık tanrıçası Artemis’tir. Oldukça neşeli, konuşkan ve enerjik bir karaktere sahiptir. Arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde durmadan konuşur; anlattıklarıyla herkesi güldürür ve bulunduğu ortama canlılık katar. Bu yüzden çevresindeki herkes tarafından çok sevilir.
Nimflerden biri tanrıların kralı Zeus ile gizli bir ilişki yaşamaktadır. Çift, Hera’nın kıskançlığından uzak kalabilmek için ormanın derinliklerinde, saklı bir koruda buluşur. Echo ise bu ilişkiden habersizdir. Arkadaşları ondan yalnızca çevreyi gözetmesini ister ve Echo da nedenini sorgulamadan bunu kabul eder. Görevi, Hera’yı görmesi halinde onu korudan uzak tutmaktır.
Ancak çok geçmeden Hera, kocasının başka biriyle birlikte olduğunu öğrenir ve öfkeyle ormana gelir. Ağaçların gölgesinde uzanan Echo’yu görünce ondan şüphelenir. Echo ise Hera’yı oyalamak için hemen onunla konuşmaya başlar. Uzun sohbet sayesinde Zeus ve birlikte olduğu nimf kaçmayı başarır.
Bir süre sonra Hera artık kandırıldığını anlar ve koruya girer. Fakat Zeus çoktan gitmiştir. Büyük bir öfkeye kapılan Hera, tüm suçun Echo’da olduğunu düşünür ve onu korkunç bir şekilde cezalandırır:
Durmadan konuşman başını yaktı. Bundan böyle yalnızca sana söylenen sözleri tekrar edebileceksin.
Bu lanetten sonra Echo artık kendi düşüncelerini ifade edemez hale gelir. Yalnızca karşısındaki kişinin son söylediği kelimeleri tekrar edebilecektir. Konuşmayı ve insanlarla iletişim kurmayı çok seven biri için bu ceza dayanılmazdır. Büyük bir üzüntüyle ormandan uzaklaşır.
Bir süre sonra Echo, kendisini sessiz ve sakin bir göletin kıyısında bulur. Orada daha önce hiç görmediği kadar yakışıklı bir genç oturmaktadır. Bu kişi, Narcissus’tur.
Narcissus’un güzelliği dillere destandır. Onu gören herkes kendisine hayran olur. Güçlü yapısı, zarif yüz hatları ve kıvırcık saçlarıyla adeta kusursuz görünmektedir. Fakat Narcissus, kendi güzelliğinin farkında değildir. İnsanların ona neden bu kadar ilgi gösterdiğini anlayamaz ve bu yoğun ilgiden rahatsız olur. Bu yüzden sık sık yalnız kalabilmek için ormanda dolaşır.
Gölette su içmek için eğildiği sırada, suyun yüzeyinde inanılmaz güzel bir yüz görür. Daha önce böyle bir güzellik görmemiştir. Hayranlıkla yüzü izler; fakat suya dokunduğu anda görüntü kaybolur. Bunun üzerine büyük bir üzüntüye kapılır. Tekrar suya baktığında yüz geri gelir. Ancak bu kez yansımanın da üzgün göründüğünü fark eder. Ona ulaşmaya çalıştıkça görüntü yeniden kaybolur.
Narcissus farkında olmadan kendi yansımasına aşık olmuştur.
Bu sırada Echo da onu uzaktan izlemektedir. İçten içe Narcissus’a bağlanmış olsa da laneti yüzünden onunla konuşamaz. Çalılıkların arasından gelen bir ses üzerine Narcissus:
“Kim var orada?” diye seslenir.
Echo ise yalnızca:
"Kim var orada?" diye karşılık verebilir.
Kendi sözlerini söyleyememekten utandığı için saklanmaya devam eder.
Günler geçtikçe Narcissus, göldeki yansımasına daha da saplantılı hale gelir. Echo ise uzaktan onu izlemeyi sürdürür. İkisi de zamanla yemeyi, içmeyi ve dinlenmeyi unutur. Narcissus giderek zayıflar; fakat sudaki kişiden ayrılmayı başaramaz. Sonunda çaresizlik içinde şöyle haykırır:
Sevgilim, neden beni görmezden geliyorsun? Senin için öldüğümü görmüyor musun?
Saplantısı ve kederi yüzünden göletin kıyısında hayatını kaybeder. Tanrılar onun trajik sonuna acır ve bedenini bugün hala onun adıyla anılan “Narcissus” çiçeğine dönüştürürler. Echo ise sevdiği kişinin gözlerinin önünde yok oluşuna dayanamaz. Büyük bir üzüntü içinde yavaş yavaş silinir; geriye yalnızca sesi kalır. Bugün hala İngilizcede yankıya “echo” denmesinin nedeni de bu mittir.