2025 yılında en çok beklediğim yapımlardan biri, kuşkusuz Stranger Things’in final sezonuydu. Yıllardır adım adım büyüyen bu hikayenin nasıl kapanacağını büyük bir merakla bekledim ve sezonu gerçekten heyecanla izledim. Ancak yabancı dizi ve filmlerde artık beni pek de şaşırtmayan bir durum yine karşıma çıktı: Final sezonu beklentimin altında kaldı.
Elbette bu durum tüm senaristler ve yapımlar için geçerli değil. Breaking Bad ve Better Call Saul gibi, finalini son derece güçlü ve tatmin edici şekilde tamamlayan diziler de var. Fakat genel olarak baktığımda, uzun soluklu hikayelerin sonunu bağlama konusunda pek çok yapımın tökezlediğini düşünüyorum. Stranger Things de benim için maalesef bu kategoriye giren dizilerden biri oldu.
Bu yazıda, dizinin final sezonunu detaylı şekilde ele alacağım; hikaye tercihlerini, karakterlerin geldiği noktayı ve finalin bende bıraktığı hissi kategori kategori inceleyeceğim. Yazının devamı spoiler içermektedir, bu yüzden henüz izlemeyenlerin okumadan önce bunu göz önünde bulundurmasını isterim.
Genel hikaye açısından bakınca sezonun başlangıcı aslında fena değildi. Hawkins üzerindeki tehdit yeniden şekilleniyor, karakterler son bir hesaplaşmaya hazırlanıyormuş hissi veriyordu. Ancak sezon ilerledikçe anlatının dengesi bozuldu ve özellikle finale doğru her şey fazlasıyla hızlı, aceleye getirilmiş bir hal aldı. Yıllardır adım adım örülen bu evren için finalin bu kadar “oldu bitti” hissi yaratması hayal kırıklığıydı.
Final sezonunun en çok tartışılan noktalarından biri, Will Byers’ın cinsel yönelimi üzerine yapılan uzun konuşmaydı. Will’in eşcinsel olması başlı başına bir sorun değil; aksine dizinin alt metninde bunun uzun süredir var olduğu zaten belliydi. Ancak mesele, bu sahnenin fazla dramatize edilmesi ve hikayenin önüne geçmesi. Dünyanın sonu geliyormuş gibi bir atmosfer varken, sahnenin bu kadar uzatılması ve duygusal olarak abartılması anlatının ritmini ciddi şekilde düşürdü.
Bu noktada başka bir garip şey ise Will'in abisi Jonathan’ın aşırı duygusal tepkisiydi benim için. Jonathan’ın bu kadar yoğun şekilde ağlaması ve sarsılması, sahnenin duygusunu güçlendirmekten çok dikkat dağıtıcı hale geliyor. İzlerken ister istemez “Bu tepki neden bu kadar büyük?” sorusu ortaya çıkıyor. Kardeşini kabullenme ve destekleme meselesi elbette anlamlı; ancak sahnenin işlenişi, karakterin yaşadığı duygudan ziyade seyirciyi zorla ağlatmaya çalışan bir dramatizasyon hissi veriyor. Bu da Will’in hikayesinin doğal akışını zedeliyor.
Finalin bir diğer büyük problemi ise aksiyon tarafı. Sezon boyunca büyük bir tehdit olarak sunulan Upside Down ve yaratıkları, özellikle de demogorgonlar, finalde neredeyse arka plana itilmiş gibi. Bu kadar büyütülen bir tehlikenin son bölümde net bir karşılığı olmaması, “Peki onca yaratık nereye gitti?” sorusunu ister istemez sorduruyor. Büyük bir yüzleşme beklerken, pek çok şeyin sahne dışında çözülmüş hissi vermesi finali oldukça zayıflattı.
Özetle; Stranger Things final sezonu, iyi bir başlangıç yapmasına rağmen aceleci anlatımı, gereksiz uzatılan duygusal sahneleri ve eksik kalan büyük hesaplaşmalarıyla tatmin edici bir kapanış sunamıyor. Hikaye bitiyor ama izleyicide kalan his, “Bu kadar mıydı?” sorusu oluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?


bu dizi ülkemizde black mirror ile birlikte en sevilen ve en çok izlenen iki diziden biri :) son sezonu izlemedim daha bekletiyorum :) amerikan dizilerinde, gerilim, gizem dizilerinde finalin çok iyi olmaması gibi bir durum hep var zaten, çok heyecanlı gerilimli bir dizinin sonunu getirmek çok zor, sonunu bağlamal zor, bir de bunun tersi var, dizi çok yavaş gider ama sonunda müthiş bir final olur :) en yeni gerilim dizisi run away de çok heyecanlı sona dek :)
YanıtlaSil