Birkaç gündür hava sanki içimdeki mevsimi taklit ediyor.
Bir açıyor, bir kapanıyor.
Bir an güneş yüzüme vuruyor, bir an rüzgar omuzlarıma eski düşünceleri bırakıyor.
Ama galiba yaz böyle geliyor.
Bir anda değil.
İnsanı yavaş yavaş ikna ederek.
Parkın içinden yürürken ağaçların arasına sıkışmış ışığı izliyorum. Güneş, dalların arasından yere düşerken sanki “biraz daha dayan” diyor. Kışın son izleri hala toprağın içinde duruyor ama çimenler çoktan kararını vermiş: yeniden yeşerecekler.
İnsan da doğa gibi aslında.
Bazen günlerce içine kapanıyor, sonra tek bir sıcak akşamda yeniden nefes almaya başlıyor.
Son birkaç gün buz gibiydi. Hatta sadece hava değil, bazı hisler de soğuktu. İçimde uzun koridorlar vardı; sessiz, loş, biraz yorgun. Ama bugün yürürken fark ettim… umut, bazen büyük şeylerle gelmiyor. Bazen sadece güneşin yapraklara vurma şekliyle geliyor. Bazen ıslak bir bankta oturan bir kedinin gözlerinde oluyor.
Yaz yaklaşırken içimde tuhaf bir karışım var.
Tam olarak mutlu değilim belki ama eskisi kadar kırgın da değilim.
Sanki ruhum uzun süren bir kıştan çıkıp camı açmış, baharın ılık havasını içine çekiyor gibi.
---
Şimdi ağaçlar daha yeşil.
Akşamlar daha altın renkli.
Rüzgar hala serin ama artık üşütmüyor.
Sanırım içimde bir yerlerde yaz başladı bile...


Hiç yorum yok: