Drakula - Bram Stoker | Kitap Önerisi

Drakula’ya ağustosun sonlarına doğru, biraz sıcaklardan kaçmak için başladım. Açıkçası kitabın daha ilk sayfalarındaki kar, soğuk ve o ağır karanlık atmosfer beni hemen içine çekti. Yazın ortasında sıcaktan bunalmışken kendimi bir anda karlarla kaplı yollarda, kasvetli gecelerin ve bilinmeyen bir şeyin gölgesinde bulmak oldukça hoşuma gitti. Gerçi eylül pek beklediğim gibi davranmadı; hava sıcaklıkları bir anda düştü ve kitabın soğuğundan kaçmak için ona sığınmışken dışarıda da soğuk bir havayla karşılaştım. Olsun. Drakula’yı soluk soluğa okudum. Bazı kitaplar insanı yavaş yavaş içine çeker, bazılarıysa daha ilk sayfalardan kapıyı kapatıp seni kendi dünyasında bırakır. Bu onlardan biriydi.


Yine de kitabı soluk soluğa okumuş olmam, ondan beklediğim her şeyi bulduğum anlamına gelmiyor. Drakula’nın ne kadar eski bir eser olduğunu elbette biliyordum ama bunca yıldır adını duyduğum, hakkında sayısız şeyle karşılaştığım bu kitabı zihnimde biraz daha farklı bir yere koymuşum. Üstelik Drakula hakkında daha önce hiçbir kitap okumadım, herhangi bir film ya da dizi de izlemedim. Yani elimde yalnızca vampirlerle ilgili olduğu ve Vlad’la bir bağlantısı bulunduğu bilgisi vardı. Bu yüzden kitabın bazı noktalarında sorularımın cevapsız kaldığını hissettim. Bazı şeyler açıklanmak yerine olduğu gibi bırakılmış gibiydi. Bunun yanında cinsiyetçiliğin de satır aralarından değil, yer yer doğrudan akıp gittiğini söylemek gerekiyor. Fantastik ögelerin yanında dinin ve dönemin inançlarının da hikayede önemli bir yeri var. Bütün bunlar kitabı yalnızca bir korku hikayesi olarak değil, yazıldığı dönemin düşünce dünyasını da taşıyan bir eser olarak okumama neden oldu. Detaylarını ilerleyen yazılarımda bulabilirsiniz.


Spoiler (kitaba dair detaylı bilgiler) İÇERMEZ.



Kitap Kapağı

Kitap Bilgileri

Kitap Yazarı Bram Stoker
Kitabın Adı Drakula
Orijinal Adı Dracula
Yayımlanma Tarihi 26 Mayıs 1897
Tür Gotik korku, epistolary roman (mektup/günlüklerden oluşan anlatı)
Yayınevi Olimpos
Sayfa Sayısı 544

Puanım: ★★★★☆
Kitabın Arka Kapak Açıklaması


Kitabın Konusu

Hikaye, genç bir İngiliz hukuk müşaviri olan Jonathan Harker’ın, Transilvanya’da yaşayan Kont Drakula’nın İngiltere’de satın aldığı bir mülkün işlemlerini tamamlamak üzere şatosuna gitmesiyle başlıyor. Harker, başlangıçta bunu sıradan bir iş seyahati olarak görse de şatoya vardıkça Kont’un ve bulunduğu yerin tuhaflıklarını fark etmeye başlıyor. Geceleri ortaya çıkan garip olaylar, Drakula’nın doğasına dair ipuçları ve şatodan ayrılamadığını fark etmesi, yolculuğun düşündüğünden çok daha karanlık bir hale gelmesine neden oluyor.


Hikaye ilerledikçe Drakula’nın etkisi Transilvanya’nın dışına, İngiltere’ye kadar uzanıyor. Jonathan Harker’ın yanı sıra Mina Murray, Lucy Westenra, Dr. John Seward, Arthur Holmwood ve Quincey Morris gibi karakterlerin yolları Drakula’nın etrafında birleşiyor. Roman; günlükler, mektuplar, gazete kupürleri ve çeşitli kayıtlar aracılığıyla anlatılırken karakterlerin Dracula’nın kim olduğunu ve ne istediğini anlamaya, onun etkisi altındaki insanları kurtarmaya ve bu doğaüstü tehdide karşı koymaya çalışmalarını konu ediyor.


Yazar Hakkında
Richard Wilbur

Bram Stoker

8 Kasım 1847 · İrlanda – 20 Nisan 1912 · Londra

Bram Stoker, 8 Kasım 1847'de İrlanda'nın başkenti Dublin'e bağlı Clontarf bölgesinde doğdu. Tam adı Abraham “Bram” Stoker'dı. Çocukluğunun ilk yıllarında sağlık sorunları yaşayan Stoker, Trinity College Dublin'de matematik eğitimi aldı. Üniversite yıllarında edebiyat ve tiyatroya ilgi duymaya başladı; aynı zamanda gazetecilik yaptı ve tiyatro eleştirileri yazdı. Mezuniyetinin ardından bir süre Dublin'de devlet memuru olarak çalıştı.

Stoker'ın hayatındaki önemli dönüm noktalarından biri, ünlü oyuncu Henry Irving ile tanışmasıydı. 1878'de Londra'ya taşınarak Irving'in Lyceum Theatre'ında yaklaşık otuz yıl boyunca yöneticilik yaptı. Bu yıllar boyunca tiyatro dünyasının içinde yer alırken romanlar ve öyküler de yazdı. En tanınmış eseri Drakula, 1897'de yayımlandı ve bugün vampir edebiyatının en etkili eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Stoker yaşamı boyunca başka eserler de kaleme aldı ancak asıl ününü Drakula ile kazandı. 20 Nisan 1912'de Londra'da, 64 yaşındayken hayatını kaybetti.

Kitabın Adı ve İlham Kaynağı

Drakula adının kaynağı, 15. yüzyılda Eflak hükümdarı olan Vlad III Dracula (Vlad Tepeş) ve özellikle onun ailesinde kullanılan Dracul/Dracula unvanlarıdır. Bram Stoker, William Wilkinson’ın 1820 tarihli An Account of the Principalities of Wallachia and Moldavia adlı eserini okurken “Dracula” adına rastlamıştı. İlginç olan, Stoker’ın çalışma notlarında başlangıçta vampir karakter için “Count Wampyr” adını düşündüğünün görülmesi; daha sonra Dracula adını benimsemesidir.

“Dracula” isminin anlamı konusunda ise iki farklı yorum bulunuyor. Geleneksel açıklamada “şeytan” anlamıyla ilişkilendirilirken, daha yeni dilbilimsel araştırmalar ismin Latince draco (“ejderha”) kökünden geldiğini ve “ejderhanın oğlu” şeklinde anlaşılabileceğini savunuyor. Bunun kökeninde Vlad III’ün babası Vlad II Dracul’un Ejderha Tarikatı ile bağlantısı bulunuyor.


Vlad Tepeş ile Bağlantısı

Vlad III, daha çok Vlad Tepeş (Vlad the Impaler) adıyla tanınan, 15. yüzyılda yaşamış bir Eflak hükümdarıydı. Yaklaşık 1431’de Transilvanya’nın Sighișoara kentinde doğduğu kabul edilir. Osmanlı İmparatorluğu’na ve bölgedeki diğer güçlere karşı mücadele eden Vlad, özellikle düşmanlarını kazığa oturtarak idam ettirmesiyle ün kazandı. Bu nedenle “Tepeş” (Kazıklı) lakabını aldı. Dönemin kaynaklarında acımasızlığı sık sık vurgulansa da, anlatılanların bir kısmının siyasi propaganda niteliğinde olduğu ve Vlad’ın farklı taraflarda oldukça farklı biçimlerde tasvir edildiği de unutulmamalı.


Vlad’ın “Dracula” adıyla bağlantısı ise babası Vlad II Dracul’dan geliyor. Vlad II, Ejderha Tarikatı’na (Order of the Dragon) kabul edildiği için “Dracul” adını kullanıyordu; “Dracula” ise kabaca “Dracul’un oğlu” anlamında kullanılıyordu. Bram Stoker bu ismi tarihi Vlad’dan alarak romanındaki vampir konta verdi. Ancak Stoker’ın Dracula karakteri, Vlad Tepeş’in birebir kurgusal hali değildir; tarihi Vlad’ın hayatı ile romandaki karakter arasında oldukça sınırlı bir bağlantı bulunur.


Kitabın Olumlu Tarafları ve Bende Hissettirdikleri

Drakula’nın bende en çok iz bırakan tarafı atmosferi oldu. Kitabı gerçekten soluk soluğa okudum. Daha ilk sayfalardan itibaren karanlık, soğuk ve tekinsiz bir dünyanın içine giriyorsunuz. Özellikle karla kaplı yollar, karanlık geceler, sis, eski şatolar ve sürekli hissedilen o bilinmezlik duygusu kitabın atmosferini oldukça güçlü kılıyor. Ağustosun sonlarına doğru, sırf sıcaklardan kaçmak için başladığım bir kitabın beni bu kadar soğuk bir dünyanın içine çekmesi de ayrıca hoşuma gitti. Fantastik tarafını da sevdim; vampir mitolojisinin bugün alıştığımız halinden farklı, daha gizemli ve ürkütücü bir şekilde ele alınması kitabı benim için ilgi çekici yapan şeylerden biriydi.


Bir başka sevdiğim taraf ise hikayenin her şeyi okuyucuya doğrudan anlatmak yerine farklı karakterlerin günlükleri, mektupları ve kayıtları üzerinden ilerlemesi oldu. Bu anlatım biçimi, yaşananları sanki sonradan bir araya getirilen gerçek belgelerden okuyormuşum hissi verdi. Üstelik karakterlerin Dracula hakkında parça parça bir şeyler öğrenmesi, benim de onların bildiği kadarını bilmem anlamına geldiği için merak duygusunu canlı tuttu. Kitabın üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen bazı sahnelerde hala o eski gotik atmosferin gücünü hissedebilmek hoşuma gitti. Benim için Drakula’yı asıl sürükleyici yapan şey de belki tam olarak buydu: hikayenin kendisinden çok, yarattığı o karanlık ve soğuk dünyanın içinde bir süreliğine yaşamak.


Eleştirilerim

Kitapla ilgili en büyük eleştirilerimden biri cinsiyetçilik oldu. Dönemin şartlarını ve kitabın 1897’de yayımlandığını göz önünde bulundurmak gerekiyor elbette, fakat bazı düşüncelerin ve kadın karakterlere yaklaşımın günümüzden bakınca oldukça rahatsız edici olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında karakterlerin bir kısmının fazla keskin biçimde iyi ve kötü olarak ayrılması da bana çok gerçekçi gelmedi. Ne olursa olsun mükemmel olan karakterleri, fantastik bir hikayenin içinde olsalar bile sevemiyorum. Bir karakterin sürekli doğruyu yapan, cesur, güçlü, fedakar ve ahlaken kusursuz olması benim için onu ilginç olmaktan çok yapay hale getiriyor. Karakterlerin biraz zaaflarının, çelişkilerinin ve hatalarının olmasını daha seviyorum.


Bir diğer mesele ise hikayenin bazı noktalarında kafamda soru işaretleri kalmasıydı. Örneğin Jonathan Harker’ın Dracula’nın şatosundan tam olarak nasıl kurtulduğu benim için yeterince açıklığa kavuşmadı. Hikayenin bazı bölümlerinde de olayların nasıl gerçekleştiğini ya da karakterlerin belirli sonuçlara nasıl ulaştığını merak ettiğim halde net bir cevap bulamadığım yerler oldu. Belki kitabın mektup ve günlüklerden oluşan anlatım biçiminin doğal bir sonucu olarak bazı boşluklar bırakılıyor, belki de dönemin anlatım anlayışı bunu gerektiriyordu. Yine de okur olarak bazı noktaların biraz daha açıklanmasını isterdim. Kitabı soluk soluğa okumuş olsam da, son sayfayı kapattığımda zihnimde kalan bazı soruların cevabını hala tam olarak bulabilmiş değilim.


Okumalı mısınız?

Bence Drakula, özellikle gotik atmosferi, karanlık hikayeleri ve klasik korku eserlerini sevenlerin şans vermesi gereken bir kitap. Çok yoğun bir aksiyon ya da günümüzdeki gibi sürekli korkutmaya çalışan bir anlatım beklememek gerekiyor; kitabın asıl gücü atmosferinde, gizeminde ve yarattığı tekinsizlik hissinde. Eski dönem edebiyatına ve 1800’lerin anlatım tarzına mesafeli olanlar için yer yer ağır gelebilir ama mektup ve günlüklerden oluşan anlatımı sevenler için oldukça sürükleyici olabilir. Vampir mitolojisinin günümüzdeki halini merak edenler için de okunmaya değer; çünkü bugün bildiğimiz vampir imgesinin önemli yapıtaşlarından birini görmek açısından okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

2 yorum:

  1. Okumaya cesaret ister Zeynepcim :) Merak da ettim, merakımı yenip okumalı bence. Aslında çocukken basbayağı çocukken ilkokul ve ortaokulda korku çizgi romanlarını ki, Drakula da sık sık olurdu bayıla bayıla okurdum. Sadece Drakula değil, kurt adamlar vs. vardı. Korku Magazin isimli siyah-beyaz kalınca bir çizgi roman çıkardı. Abim alırdı ve ben de okurdum. Yaşımdan ötürü sanırım şimdi pek öyle korku filmi, korku romanı okumaya cesaretim yok. :)
    Sevgiler. :)

    YanıtlaSil
  2. çok severim ingilizce türkçe birkaç defa okudum :) bir dolu filmini buldum nette izledim hatta yerlisi bile var öğütlerim :) drakula istanbulda :) eski siyah beyaz drakula filmleri çok iyi ayrıca :)

    YanıtlaSil

×