Son bir haftadır tam anlamıyla son vitese ayarladım kendimi. Uzunca bir süredir hem sağlığım hem de zindeliğim inanılmaz derecede arka plandaydı. Bir süredir sürekli fast-food tarzı yemekler, abur cuburlar, hantallığım fiziksel olarak, gündelik ve kimi özel sorunlar ise beynimi tam anlamıyla yıprattı. Bunun farkında olmama rağmen bir türlü kendimi durduramadım. Ancak bir hafta önce kendime resti çektim. Ve henüz bir hafta olmasına rağmen hem fiziksel, hem de psikolojik olarak çok daha güçlü, rahatlamış, zinde ve mutlu hissediyorum. 


Yazıma geçmeden önce şunu da belirtmek istiyorum, sitemi uzun zamandır takip edenler sitemi sıfırladığımı bilir. Ayrıca sitem için kullandığım blogger.com platformu da mail ile sitelerini takip etme özelliğini kaldırdı. Yani bu demek oluyor ki; eğer sitemi önceden takibe aldıysanız şu anda takip etmiyorsunuz. Eğer gönderilerimi beğeniyorsanız tekrar ana sayfamın en altındaki Haber Postası kısmını doldurarak mail ile abone olabilir ya da blogger kullanıyorsanız sağ taraftaki Blogger ile takip et butonunu kullanabilirsiniz!







Bu hafta kendime yaptığım planı şöyle bir ay boyunca uygulamayı ve ondan sonra tekrar bununla ilgili bir yazı yazmayı planlıyorum. 


5:00 - Uyan ve kitap oku

Saat kaçta yatarsam en geç sekizde ayakta olurdum. Son bir aydır altı da kalkıyorum. Güneşin doğuşunu görmek beni mutlu hissettiriyor. Şimdi bunu beşe çektim. Genelde kalktığımda ilk yaptığım şey oyun oynamak olurdu ama son bir haftadır bunu daha yararlı bir biçime sokmaya karar vererek bir saat kitap okumaya karar verdim. Şimdi, kitap okuduktan sonra zihnimi güne daha iyi hazırlamış gibi hissediyorum.


6:00 - Yürüyüş

Pazar günü dışında her sabah yürüyüşe çıkıyorum. Aslında uyanır uyanmaz yani saat beşte ilk bunu yapmayı tercih ederdim ama ülkemizin durumu malum. Karanlıkta Türkiye'de neler olur bilinmez. Altı da en azından hazırlanıyorum, altı buçuk gibi en geç çıkıyorum, güneşte doğuyor oluyor, yedi buçuk gibi geri evde oluyorum. Kaldığım daire kampüsüme çok yakın. Kampüsü turlayıp geliyorum. 


Kabul ediyorum, sabahın altısında sıcacık evinden çıkıp sepserin havada yürümek bazen çok zor geliyor ama şunu da biliyorum tek bir planımı atlarsam günümün geri kalanındaki hiçbir şeyi doğru düzgün yapamayacağım. Çünkü ne zaman bir planımı uygulamasam e bunu yapmadım bunu yapmasam da olur diyorum, hele ki bu şey sabah ilk yapılacaklar arasındaysa! Çünkü, akşam için birçok bahane bulabiliriz ama sabahın köründe ne yapılabilir ki başka? Zaten dışarı çıkınca çokta keyif alıyorum. 


7:00 - Kahvaltı

Öncelikle bağımlılıklarımdan biri haline gelen kahveye bir ay ara veriyorum. Çok fazla kafeinden ötürü aritmi başladı. Sevdiğim şeyleri çok fazla abartma gibi bir zayıflığım vardır. Bir ay sonra da hafta da iki üç gün bir bardak içeceğim.


Mutfak işlerinde hala yeniyim. Ama yürüyüşten sonra ve okulumdan önce güzel bir kahvaltı da tüm günümü etkileyen faktörlerden. Sağlıklı ve hafif bir kahvaltıyla okula hazırlanmış bulunuyorum. 




8:00 - 18:00 Çalışma

Kahvaltıyı da tamamladıktan sonra geriye tek bir iş kalıyor. Dersler ve okul. Sporu akşam yapmayı tercih ediyorum. Okul genelde öğleyin 10:40 ile 13:00 arasında değişkenlik gösteriyor başlaması ve akşam 5-6 civarı bitiyor. Tabi bunun öncesinde erken uyandığım için tekrarlar, okunacaklar vs. üzerinde çalışılıyor. Bir de son senem olduğundan dolayı tez var. 


19:00 Akşam Yemeği

Okuldan geldikten sonra en önemli şey akşam yemeği. Okulun yemekhanesine kaydolsam da çok yorgun değilsem evde kendim hazırlamaya çalışıyorum çünkü hem dediğim gibi mutfak işlerinde yeniyim, öğrenmem gerektiğini düşünüyorum hem de bu sıralar garip bir şekilde zevk almaya başladım. Garip bir şekilde dememin nedeniyse önceden takip edenler bilir, mutfak işlerinden hiç hoşlanmam.


İçinde et olmayan bir akşam yemeği beni doyurmaya yetmezdi. Ama artık eti ve ekmeği azalttım. Daha çok sebze, salata ve meyve. 


20:00 Fitness

Haftanın dört günü saat akşam sekizde, akşam yemeğinden bir- iki saat sonra kendim evde spor yapıyorum. Aslında spor salonuna gitmeyi tercih ederim ama henüz kendime uygun bir spor salonu bulamadım. Bulursam yazılacağım. 


21:30 Yürüyüş ve Ertesi Güne Hazırlanma

Bu saatte yine yürüyüş -ama kısacık- bir yürüyüş yapıyorum, hava almak için. Derslerimi genelde sabah saatlerinde çalışıyorum anlayacağınız. Yürüyüşten sonra bazen dizi izliyor ve on bir gibi uyuyorum. Altı saatlik bir uyku bana yetiyor.


Evet, bu plana bir ay kadar sadık kalmayı planlıyorum. Ondan sonra kendime şöyle bir geri dönüp bir şeyler değişmiş mi diye bakacağım. Çünkü değişime, kendimi yenilemeye çok ihtiyacım var. Bu yazdıklarımın dışında da kendimde değiştirmeye çalıştığım şeyler var. Şu ana kadar çoktan değiştirmiş olmam gereken. Kendime bu kadar yüklenmek doğru olur mu bilmiyorum ama yapabileceğime inanıyorum. Yani oturup, kendimle bir konuşma yapıp, bu planı hazırlamam gerekiyordu. Umarım siz de okumaktan zevk almışsınızdır. Belki siz de benim gibi zindeliğinizden ve sağlığınızdan memnun değilsinizdir ve bu yazım size ihtiyacınız olan gücü verir. Tabii ki bulunduğunuz yerden çok fazla memnunsanız önünüzde şapka çıkarıyorum. Her şey sağlık ve mutluluk için.


--------------


Instagram: @kayipfisilti









Konya'nın en sevdiğim yerlerinden biri Japon Parkı. Konya'nın gezilecek her yerini gezdim. Beyşehir Gölü bir, Japon Parkı iki benim gözümde. Şöyle kışı henüz hissetmemişken, hatta sonbaharın tadı bile yavaşça belirirken bir daha uğrayayım dedim buraya. Her mevsimde çok ayrı güzel burası. Zaten takip edenler bilir, buradan önceden bahsetmiştim. Hem yazın, hem kışın resimler paylaşmıştım. Şimdi ki resimlerde de sonbaharın etkisinde...





Yinede, önceki gönderileri sildiğim için, kısacık bahsedeyim buradan. Burası Konya'nın Selçuklu ilçesinin Kosova mahallesinde yer alıyor. Yani şanslıyım ki, bana yakın! Konya ve Kyoto Belediyeleri arasında imzalanan kardeş şehir anlaşması sonrasında yapılmış. İçinde isminden anlaşılabileceği üzerine Japon mimarisinden etkilenilmiş oturma yerleri ve restoranlar; ayrıca yine Japonlara özgü bitkilerin bulunduğu, küçük ve büyük göllerle süslenilmiş 36 bin metrekarelik bir alan.





Arkadaki evlerin manzarayı bozduğunu ben de düşünüyorum, evet. Keşke bir şekilde görünmeseydi oralar. Çünkü parkın etrafı normal apartmanlarla dolu. Restoranda bir kere oturmuştum geçen sene gittiğimde fakat Japon yemeği yeme fırsatım olmadı çünkü gittiğimde belirli günlerde Japon yemeklerinin çıktığı söylenmişti. Ama tekrar gideceğim ve o zaman ilk Japon yemeği tecrübemi yazacağım -hiç yemedim daha önce-. 



Japon yemeklerinin yanında kahvaltılıklar da bulunuyor. Hafta içi 8:30-12:00 saatleri arasında, hafta sonu ise 08:30 – 13:30 arasında açık oluyor. Rezervasyon gerektirmiyor ama bazen yer olmayabiliyor. 





Bu gittiğimde önceden birkaç kez buraya uğramış olmama rağmen önceden keşfetmemiş olduğum bir yolu keşfettim. Yukarıdaki resimdeki yol. Nedense küçük bir mutluluk verdi bu yol. Böyle uzun ince, etrafı bitkilerle, ağaçlarla dolu bir yol. Hatta bu yolda evlerde görünmüyor, sanki Japonya'da büyük bir ormandasınız hissini veriyor. Bu nedenle beni çok etkiledi.








Sonbahar mevsimi ne giyersen giy normal karşılanabilecek dönem, hava nasıl olursa olsun herkes de farklı bir kombinle karşılaştığımız o garip dönem. Tişört, askılı, ince, kalın, kazak, palto, şort, her türlüsüne denk geliyoruz. Ama ben soğuklar gelene kadar içime ince giyinip üzerimde özellikle şalı bırakamayanlardanım! (Hmm... Evet, hemen yukarıdaki resimde neredeyse bırakacakmışım gibi, farkındayım!) Peki siz nasıl bir giyimi tercih ediyorsunuz?


Diğer resimler...








***

Eğer gönderilerimi beğeniyorsanız ana sayfamın en altındaki haber postasına abone olabilirsiniz! Böylelikle son gönderilerim mailinize hemen düşüverir!
Diğer gezi yazılarımı okumak için: link

Instagram

Kayıp Fısıltı. Theme by STS.