Öncelikle herkesin yeni yılını kutlarım. Biliyorum ki pandemi başladığından beri ülke olarak çok zorlu zamanlar geçirdik. Hepimiz yıprandık. Yeni yıl kutlama isteğimiz bile azaldı çoğumuzun. Benim hiç azalmadı açıkçası. Her yıl kar yağdığında nasıl çocuk gibi mutlu oluyorsam, heyecanlanıyorsam aynı şekilde yılbaşı içinde geçerli. Benim içinde çok zorlu geçen dönem oldu ama yine de yeni yıl benim için bir silkelenme, yenilenme dönemi. Umudum var. Diğer sene her şey daha iyi hatta çok çok daha iyi olmasına dair umutlarım. Peki siz bu sene yıl başı için ne düşünüyorsunuz? Kutlayacak mısınız, planınız var mı? Yorumlarda sizin de planlarınızı okumayı çok isterim!




Arkadaşımla yılbaşında bir şeyler yapalım diye güzel bir etkinlik, güzel bir konser ararken yılbaşında hiç bize göre bir konser ya da etkinlik olmadığını fark ettik. Ayrıca finallerim ayın üçünde, yani hemen yılbaşından sonra başlıyor. Üstelik ücretler de belli. Konserlere bakarken Evgeny Grinko konserine rastladık. Aslında ben Evgeny Grinko'yu yıllardır dinlerim ve konserine çok gitmek istemişimdir. Ama olmamıştı, şimdi elime böyle bir fırsat doğduğu için çok mutlu oldum.


Cumartesi sabahı hazırlanıp dokuza doğru hızlı trene son beş dakika zar zor attık kendimizi. Neredeyse kaçırıyorduk. Çok güzel kar manzaraları eşliğinde iki saatte Ankara'ya vardık. Otel girişimizi yapıp biraz dinlendik. Konser akşam saat 20:30'da ATO Conresium'da idi. ATO Congresium, Ankara'nın Çankaya ilçesinde bir kongre, fuar ve etkinlik merkezi. Buraya ilk defa gittim ve çok beğendim. Şansımıza da yılbaşı fuarı vardı. Birçok hediyelik süs eşyası bulunuyordu. Aralarında dolandıktan sonra konser alanına doğru yürüdük.



Konser alanı üst kattaydı. Beni çok sevindiren bir şey oldu ki o da sınırlı sayıda imzalı Evgeny Grinko cd ve plakları bulunuyordu. Sağ olsun canım arkadaşım hemen bana hediye etti. Konser alanına girdiğimizde salonu çok beğendik. Çok geniş olmasına rağmen düzen ve rahatlık vardı. Biz ortalarda bir yerde yerimizi kaptık. Sahne gayet hoş görünmesine rağmen sadece konser zamanı karanlık olduğundan dolayı sahnedekilerin yüzlerini seçmekte zorlandık. Ama sorun değildi.


Rus piyanist Evgeny Grinko'nun bateri ve gitar çaldığını bu konserde öğrenmiş oldum. Konser dehşet iyiydi, burada anlatamam bile aldığım hazzı. Gittiğim en iyi konserlerdendi. Orkestrasının muhteşemliğinin yanı sıra ses ve ışıklandırma için de kendi adamlarını getirmiş olduklarından inanılmaz bir atmosfer vardı. Ne yazık ki paylaşacağım videolarda kalite hiç belli olmuyor. Karanlık olduğundan dolayı ve de yüksek seste telefonum iyi kayıt alamadığı için. Aralarında iyi çıkanı paylaşacağim sadece.


Evgeny Grinko'nun çok sevdiğim Carousel eserinden bir kesit:



Bazen orkestra eşliğinde, bazen tek başına piyanosunu çalarken izleyicileri de şarkının içine almayı unutmadı EvgenyGrinko. Parmak şıklatmalarıyla, ritimli el hareketleriyle seyircilere de ritim tutturdu. Ayrıca izleyicisini güldürmeyi, şaşırtmayı da başardı. Mesela ilk şarkısının ardından: "Merhaba, ben Evgeny Grinko ve bunlarda arkadaşlarım" ve kimi şarkılarının ardından "Tesekkürler, tesekkur ederim" diyor Türkçe olarak ve hem bizi gülümsetiyor hem de bizi önemsediğini hissettiriyor.  Ayrıca konser tam bitecekken yani müzisyenler sahneden ayrıldıkları sıra ve herkes ayaklandıktan sonra birden tekrar sahneye çıkarak "Bir şarkı daha çalmaya karar verdik" diye dönerek en çok beğenilen şarkılarından Valse'ı ikinci kez çalarak bizi şaşırttılar ve sevindirdiler.


İnanın kaliteli bir şarkıcının konserleri, izlediğimiz kliplerden çok daha büyülü oluyor. Bu da onlardan biriydi. Asla unutamayacağım bir gece geçirdim. Umarım siz de iyi bir yılbaşı geçirirsiniz ve tekrardan...


herkesin yeni yılını kutluyorum 💖

Bloğumda son plan/programımı yaptıktan sonra (link) uzun süre uyuma/kalkma düzenimi otutturamadım. Verdiğimiz bir partiden dolayı sabahın beşinde uyuyup öğleyin bir gibi kalkmam üzerine o gün bugündür imkanı yok beşe kadar uyuyamıyorum, sabah da doğal olarak uyanmakta çok zorlanıyorum. E birde havalar iyice soğudu, burada kar yağdı, bugün -11'i buldu. Hal böyle olunca kalkmak daha zorlaştı. Bugün ne olduysa gece geç yatmış da olsam yedi gibi uyandım ve daha da uyuyamadım. Bugün itibari ile düzene girecek sanırım. Yedi de kalktım ve uzun zamandır ara verdiğim sabah yürüyüşüme çıktım. 




Açıkçası sıkı giyinsem de çıkarken bu kadar soğuk olduğunu bilmiyordum. Bizim kampüsün içinde yürüdüm. Düşmemek için baya zorlandım. Ağaçlık alanların içine girdim çıktım. Oralarda daha fazla karlar.




Konya'nın havasını seven nadir insanlardanım sanırım. Soğuk havaları ve kış mevsimini çok daha fazla seven bir insan olarak yıllarca Ege'nin sıcağını çektiğimden dolayı olabilir. Burada her sene kar yağıyor. Yaz akşamları serin oluyor. Denizli'de ise yazın kaçacak yer ararsın. Şanslıysanız, varsa bir köyünüz hemen atarsın kendini oraya.




Böyle dediğime bakmayın, Denizli'yi çok severim. Geçen sene güneşli bir günde Bağbaşı Yaylası'na çıkmıştık teleferik ile. Aslında burada da yazmıştım ama sildiğim gönderiler arasında. Ahh niye sildim onca güzel gönderimi bilmiyorum. Neyse, güneşli bir gün olmasına rağmen önceki gün kar yağmış ve inanılmaz güzel bir manzara ile karşılaşmıştık. İşte orada çektiğim resimler:




Bu resmi çekerken arkadaki çifti fark etmemiştim. Ama nasıl güzel denk gelmişler! Favori resimlerimden oldu! Sanki orada poz vermişler gibi olmuş.





Önceki, o sildiğim gönderimde de yazmıştım ama tekrar yazayım bakalım. Son resimde, sol alt resimde tavşan ayak izleri bulunuyor. Fark edebilen olacak mı bakalım. Resme sağa tıklayıp, yeni sekmede aç deyip yakınlaştırabilirsiniz!


Sizin oralarda havalar nasıl peki? Bu arada sevgili takipçilerim, soğuk günlerde benim gibi en çok göz kapakları üşüyen var mı acaba? Çevremdekiler bu durumu garip karşılıyor. Ama göz kapaklarım en çok üşüyen yerim oluyor! 


***

Son resimde tavşan ayak izleri gerçekten çok zor görünüyor, o yüzden merak eden varsa diye buraya yakınlaştırılmış şekilde tekrar ekliyorum!




 


Eveet, siz de benim gibi her gün yumurtasız olmaz diyenlerdenseniz ve her gün klasik haşlama yumurta, tavada yumurta gibi şeylerden sıkıldıysanız benim çok hoşuma giden bir yumurta tarifini deneyebilirsiniz. Hem çok yararlı hem de çok kolay yapımı. 


Malzemeler

  • Yumurta (Kişi sayısı kadar)
  • Kaşar, çeçil ya da parmesan peyniri
  • Karabiber
  • Tuz

Hazırlanışı
  • Fırınımızı 230 dereceye ayarlıyoruz öncelikle.
  • Yumurtaların sarılarını beyazlarından ayırıyoruz.
  • Mikserin içine yumurtanın beyaz kısmını koyduktan sonra üzerine küçük bir tutam tuz ekliyoruz. Mikserimizi önce yavaş hız da sonra biraz hızını arttırarak yumurta katı bir hale gelene kadar karıştırıyoruz.
  • Rendelenmiş peyniri yavaşça yumurtanın beyazına ekliyoruz. Daha sonra yumurtanın beyazına bulut şeklini vererek önceden ısınmış fırına koyuyoruz. Üç dakika 230 derecede bekletiyoruz.
  • Üç dakika geçtikten sonra fırınımızı açarak beyaz bulutumsu yumurtalarımızın tam ortasına sarılarını ekliyoruz ve üç dakika daha bekletiyoruz.
  • Dilerseniz üzerine ya da yanına istediğimiz başka şeyleri ekleyebiliriz. 

Afiyet olsun. :)

 


Herkese merhaba! Bugün size güzel mi güzel, bol macera, aksiyon, heyecan, arkadaşlık, dövüş, kan, şiddet içeren bir süper kahraman dizisi önereceğim. Açıkçası süper kahraman dizilerine, filmlerine, çizgi romanlarına o kadar da merakım yoktur. Ama bazen denk gelince izlerim, okurum. Bu da iyi ki denk gelmiş dediğim bir dizi. Eğer süper kahramanlı dizileri seviyorsanız kesinlikle soluksuz izleyeceğiniz bir dizi olacak. Neymiş bu çok beğenerek izlediğim dizi size bahsedeyim.


17 yaşına gelene kadar herhangi bir güce sahip olmayan Mark'ın güçlerinin ortaya çıkmasıyla başına gelen olaylar anlatılıyor. Ama gücünün ortaya çıkmasının ardında da çok merak ettirici, gizemli konular yatıyor. Dizinin jenereği de fazlasıyla ilginç. Çünkü ilk başta normal bir Invincible jenereği giriyorken her bölümün daha fazla kanlanmasıyla jenerikte de kanlanmaya başlıyor. Bu en çok dikkatimi çeken ve hoşuma giden şeylerden biriydi. Dizinin içeriğinde de bu tarz şeyler bulunuyor. Mesela dizi de asla Invincible kelimesi geçmiyor. Peki ne oluyor? İzleyin görün diyeyim. Spoiler vermeyeyim.


Dizi ilk olarak Amazon'da 25 Mart 2021'de yayınlandı. Sadece ilk sezonu çıktı şu ana kadar. Yedi bölümden oluşuyor ve yaklaşık bir saat sürüyor. Amazon ikinci ve üçüncü sezonlarının geleceğinin sözünü de verdi. Heyecanla bekliyoruz! 


Robert Kirkman tarafından oluşturulmuş aynı isimli çizgi roman Invincible; yine Robert Kirkman, Cory Walker, Ryann Ottley eşliğinde dizisi çıkageliyor. En iyi erkek oyuncu dalında Oscar ödülünü kazanan Steven Yeun ise seslendirmesini yapıyor. 


İzlemeli misin? Kesinlikle, kesinlikle, kesinlikle! Fazla şiddet ve kan içerdiğinden dolayı çocuklar için uygun olduğunu düşünmüyorum sadece. Zaten yetişkinlere yönelik diye de vurgulanıyor.

Instagram

Kayıp Fısıltı. Theme by STS.