Çiçeklerin Şarkısı (Devamı)

 Merhabalar... Çiçeklerin Şarkısı hikayemin devamı... Önceki gönderimde de bir çok okuyucum paylaştığım şarkı eşliğinde hikayemi okuduklarında atmosferin çok değiştiğini söylediler. Ben de buna katılıyorum çünkü genelde bir şarkı koymuşsam yazdıklarımın, hislerimin bütünlüğü içerisinde o şarkı da vardır. Yani yine resmin altında paylaştığım şarkı ile okumanızı öneririm. :)


Çocuk hikayesi yazıyorum, umarım beğenirsiniz, yorumlarınızı eksik etmeyin! (İlk bölümünü okumak için: Çiçeklerin Şarkısı)





Çiçeklerin Şarkısı

↝ Rüzgarlı Macera ↜


Suyu içtikten sonra başı ağrımış ve gözleri kararmıştı Eda'nın. Kendine gelmeye başladığında kardeşinin sesini işitiyor ama ne dediğini tam kestiremiyordu. Nereden geldiği de belli değildi sesin. Bulanık bir şekilde görmeye başladığında etrafı suyun arkasında bisikleti ve tekerine sıkışmış kağıdı gördü. Tam o sırada kardeşi karşısında:


"Annem haklı. Bir gün öleceksin açlıktan. Al şu simidi, biraz ye de kendine gel." diyerek kalan son parçayı kardeşine verdi Sevgi. Zorla bir parça ısırdıktan sonra halsiz hissetse de en azından bilinci yerine gelmiş, her şeyi ayırt edebilir hale gelmişti. Önce kardeşine, sonra etrafına tuhaf tuhaf bakındı. Bisikleti hatırladı, gördüğü yerde yoktu. Demek ki bir sanrıydı gördüğü. Kendine gelmek için yüzünü yıkamaya karar verdi. Sevgi onu kolundan tutarak ona destek oldu. Eda yüzünü yıkamak için suya baktığında bisikletin yansımasını gördü. 


"Sevgi, suya bak." dedi Eda. Sevgi suya baktığında bisikleti fark etti. Yansıma olduğunu düşünerek bisikleti aradı ama ortalıkta yoktu. İyice suya eğildi. Elini içine soktu. Suyun oldukça derin olduğunu fark etti ama buradaki suyun derin olmasının imkanı yoktu. Yani, fizik kurallarına aykırıydı. 


"Kötü şeyler seziyorum, buradan ayrılalım." dedi Sevgi ve rüzgarı kontrol ettiler. Mağaranın dışını kontrol ettiklerinde çok kuvvetli bir rüzgar onları iteledi. Anlam veremediler. Sırtlarını mağaranın duvarına yaslayarak oturdular. 


"Ee şimdi ne yapacağız?" diye sordu Eda kendinden hiç emin olmayan bir sesle. Tam o sırada İrfan amca mağaranın girişinde belirdi. Gelmeleri için işaret verdi. İkizler İrfan amcanın yanına gittiklerinde etrafının çocuklarla dolu olduğunu gördü. Hepsi birbirine sıkıca sarılmış rüzgara karşı duvar gibi olmuşlardı. Bu komik ama çok güçlü bir görüntüydü. Hemen ikizler de aralarına daldı. 


Bir süre sonra hepsi sağ salim evindeydiler. Anneleri oldukça endişelenmiş, onlar gelir gelmez göz yaşları içinde ikisine de sarılmıştı. Şimdi İrfan amcanın da eşliğinde güzel bir akşam yemeği yiyorlardı. Dışarıda rüzgar kesildi kesilecekti. Eda'nın yine az yediğini gören Sevgi:



"Eda düzgünce yemek ye, sonra düşüp bayılacaksın yine." diye azarladı kardeşini. Bunu duyan annesi merakla ne olduğunu sordu ve ikizler heyecanla başından geçen her şeyi anlattı. Kırmızı bisikleti duyunca annesinin yüzü tekrar endişeli bir hale büründü. Fakat ikizler bunu fark etmedi ve heyecanla İrfan amcaya dönüp:


"Ne oldu o mağarada? Sen gelene kadar rüzgar bizim çıkmamızı engelliyordu. Hem bizi nasıl buldun İrfan amca?" diye soru yağmuruna tuttular İrfan'ı.


"Bu dünya, gördüğümüz gibi basit bir yer değil çocuklar," dedi sakin bir sesle. "Bazen doğanın bize gösterdiği işaretleri, fizik kurallarının ötesinde bir şeylerin varlığını bize hatırlatır. Mağaradaki olay, bu dünyanın sınırlarının ötesine geçtiğimizin bir göstergesiydi." diyerek ikizlerin merakını iyice arttırdı. 


Devam etmekte tereddüt ederek annelerine baktı. Annesi oldukça endişeli ama onay verircesine kafasını salladı ve İrfan amca sözlerine devam etti:


"Rüzgarı kontrol etme yeteneği aslında içimizde var olan bir gücü temsil eder. Bazı özel durumlarda, doğayla olağanüstü bir bağlantı kurabiliriz. Ancak bu yetenek, dengeli bir şekilde kullanılmalı ve doğayla uyum içinde olmalıdır."


"Yani o rüzgarı aslında biz mi kontrol ettik?" diye sordu Eda, yaşadıkları onca şeyden sonra bu sözlerin büyüsüne uğrayarak.


"Belki de siz farkında olmadan, orada bulunduğunuz durum ve duygularınız o gücü ortaya çıkardı. Bu durumlar nadir olabilir ama asıl önemli olan, bu tür anlarda ne yapmanız gerektiğini bilmektir." dedi ve anneleri bu konuya son noktayı koydu:


"Evet çocuklar, şimdi İrfan amcayı rahatsız etmeyi bırakın ve hepiniz yemeklerinizi bitirin." dedi ve ikizleri daha da merak içinde bıraktı. Fakat yorgunluklarına da yenik düşen ikizler bu durumu kabullendiler - en azından şimdilik çünkü daha sonra kesinlikle İrfan amcayı daha fazla sıkıştıracaklardı - akşamın geri kalanını sohbet ederek, gülerek geçirdiler. Gece uyumadan önce Eda ve Sevgi, İrfan amcanın anlattıklarını düşündüler. Onlar da bu olayı daha derinlemesine anlamak ve kendilerini daha iyi tanımak için çabalayacaklardı. Artık doğanın gizemlerine olan merakları daha da büyümüştü.


İkisinin de günlüğünde aynı şeyler yazılıydı şimdi. Yaşadıkları olayları ve İrfan amcanın söylediklerini not aldılar. Artık onları nelerin beklediğini ve içlerindeki gücü keşfetmenin ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavramışlardı. Gelecek günlerde, doğayla olan bu bağlarını daha da derinleştireceklerdi.


Devamı gelecek...


***

Instagram: @kayipfisilti

Tüm edebi denemelerimi görün

Edebiyata dair tüm yazılarımı okuyun


17 Yorum

  1. Merhaba Zeynep Hanım...
    Paylaştığınız önceki hikayeye baktım, okumamışım. Hayıflandım şimdi. Bugün paylaştığınızı okumayayım, önce ilkini...Sakin bir zamanda uğrayıp okuyacağım. İsterseniz yorumumu yayınlamayabilirsiniz. Görüşmek üzere...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba!
      Tabii ki, ilkini okuyun bakalım ilginizi çekecek mi. Çünkü fantastik ve çocuk hikayesi gibi daha çok. İlginizi çekerse bunu da okursunuz. Teşekkür ederim zaman ayırdığınız için :)

      Sil
    2. İlgimi çekmez olur mu Zeynep Hanım, hem de çok çekti...Kahramanlarımız Eda ve Sevgi'nin hikayesi bence alışılmış öykülere benzemiyor. Bu da keyifle okutuyor hikayeyi. Çocuklar kadar büyüklerin de ilgisi olacaktır inancındayım. Ve devamı umarım ki gelir. Bu iki bölüm, pasta üzeri çilek gibi olmuş. Pastanın tamamını da isteriz sizden. :)

      Küçük bir not, naçizane; Eda'nın yine az yediğini gören Sevda:
      " ......." diye azarladı kardeşini.
      Sevda yerine Sevgi olacak. Umarım yanlış anlamıyorumdur Zeynep Hanım. Sevda ve Sevgi isimlerini, yazışmalarda klavyenin azizliği karıştırabiliyor. :)

      Sil
    3. Öncelikle beğenmenize çok sevindim. Sevda annelerinin adı ve gerçekten birçok kez tekrar tekrar okumama rağmen karıştırmışım isimleri. Çok çok teşekkür ederim!

      Sil
    4. Hatayı düzelttim şimdi, tekrardan teşekkür ederim :)

      Sil
  2. hımmm mağarada bir şey var, kırmızı bisiklet durumu var, orda bişi var, bakalım neymiş, belki bir gate var veya paralel evren bakalımlım :)

    YanıtlaSil
  3. Müzik gerçekten de hikayenin verdiği hissi güçlendiriyor. Öyküyü müzik eşliğinde okudum ve sanki okuyor değil de, izliyor gibi hissettim. Sonuyla beni merakta bırakan bir bölümdü. Devamını bekliyorum. Hayal gücüne sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir arka plan müziği birçok şeyi değiştirebilir! Çok teşekkür ederim:)

      Sil
  4. Çok hoş bir öykü, müzikle birleşince ormanda gibi hissettim. Verilen mesaj da yerinde ve anlamlı olmuş. Masalsı hava da ilgi çekici. Devamını bekliyoruz. :)

    YanıtlaSil
  5. Görseller ve müzikle bütünleşmiş hoş bir hikaye ☺️

    YanıtlaSil
  6. jingle all the way 1996
    a christmas carol 2009
    it is a wonderful life 1946
    national lampoons christmas vacation 1989
    miracle on 34. street 1947
    valentines day 2010

    klasik yılbaşı filmleri :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O gün izlediğim diziye devam ettim ya, True Detective'e. Ama sağ ol bunları da izlerim :))

      Sil
  7. bir de, son yazımı, tatlı animeler videolar yazımı kaçırmaaaa :)

    YanıtlaSil