Kar (Devamı)

 Önceden başladığım kar hikayesinin devamı... İlkini okumak için: KAR - KISA ÖYKÜ | KELİME OYUNU



---

Bu beyaz örtüyle kaplı ormanda bir denge bulmak oldukça zordu benim için. Duyularımın ne kadarının gerçek olduğunu bilmeme imkan yoktu. Kendi iç dünyanıza fazlaca vakit ayırabilecek zamanınız varsa sıkça kafa karışıklığına neden olabilir ve bu kafa karışıklığının sonu pek iyi de bitmeyebilir. Ancak bir yerden başlayabilirim. Belki de... O beyazlık arasında bir iz, bir yol bulabilirim. 


Soğuktan kızaran ellerimi artık ısıtmanın zamanı gelmişti belki. Ayağa kalktım, bu ormanın dışına çıkmalı, buradan kurtulmalıydım. Büyük bir kararlılık hissettim buna karşı. İçimdeki yeni umudun yarattığı sıcaklık bu öldürücü soğuğa karşı direnç göstermeye başladı sanki. Ne kadar uzun süredir bu ormandayım, ne kadar süredir yatıyordum? Elbiselerim donmuş, hareket etmekte zorlanıyordum. Adım adım ilerlerken her bir karın çıtırtısı içimden bir parçanın kırılmasıydı sanki. Ellerime baktım ve içimdeki yeni umudun verdiği sıcaklıkla üfledim. Kızarıklık anında gitti ve ölmeye yüz tutmuş derimin canlanmaya başladığını fark ettim. 


Kim olduğumu hatırladım, ne kadar güçlü olduğumu hatırladım. Buradan, ormandan canlı çıkabilenin olduğuna emin değildim. Bunu yapabilen belki de bir tek ben olacaktım. Her yerde ceset vardı. Her yer kemik doluydu. Beyazlık, cesetler, kemikler ve ölü ağaçlar dışında kocaman, göklere kadar uzanan üç ayna vardı önümde. Birine koştum ve içine girdim. 


İki katlı bir evde buldum kendimi. Önümde bir kız çocuğu vardı. Evden hızlıca çıkmıştı. Ailesi fark etmemişti bu durumu. Aceleyle koşan bu çocuğun hemen arkasındaydım. Sonsuzmuş gibi görünen bir papatya bahçesine girdi. Kendi etrafında dönmeye ve dans etmeye başladı. Etrafına kediler dolmaya başlamıştı. Sanki her biri onunla beraber dans ediyordu. O sırada uzaktan büyük bir karanlık geliyordu, sağ taraftaki papatyalar ölmeye başlamıştı. Kasvetli bir hava her şeyi içine çekiyordu. Çekemedikleri ise ölüyordu. Bu aşina olduğum bir şeydi. Bu hayat dolu kız çocuğunu yakalamadan bu işi halletmeliydim. Karanlık tarafa geçtim ve ölmüş çiçekler arasında bir çöp tenekesinin yanında yine bu kız çocuğunu gördüm. Ama az önceki haliyle alakası yoktu. Saçları kısacık, gözlerinin altı siyah boyayla boyanmış, ağlıyordu. Kimsesi yoktu. Hemen onu yakaladım ve ona sıkıca sarıldım. Onu yanıma alarak aynadan çıktım. Tekrar aynaya baktığımda papatyalarla oynayan kızı gördüm. Evinde yanında bir kedisiyle uzanırken kitabını okuyor, halinden gayet memnun görünüyordu. Onu kurtarmıştım. Üstelik artık yalnız da değildim. Bu fazlaca üzgün duran kızla diğer aynaları ziyaret etmemiz gerekiyordu. Sonra da onu iyileştirmemiz...


---


"Hahahah... Bu nasıl bir his, ya da yokluk? Fazlaca fiziksel acıya maruz kaldığınızda artık bir şey hissetmezsiniz ya, duygularda da aynı böyle. Bu kadar acı çekmek büyük bir hissizliğe kapılmaya, boşluğa düşmeye neden olur. O da intihara yol açar. Fakat başarısızlıklarınızın verdiği cesaretsizlik intihar hevesini de yok edebilir, sizi güçsüz kılar. Bu çabanızı hemen bir kenara koyabilirsiniz, düşünmenize bile gerek yok. O zaman kan akıtmalısınız. 


Önce... Yaşadığımı hissetmeliyim. Evet buradan başlamalıyım, hayata tekrar tutunabilmek için. Bu bıçak güzel, keskin duruyor. Metal tadı... Metal tadının bu kadar güzel olduğunu fark etmemiştim. Önümde dans eden bıçak, bileğimden kan akıtıyor. Hahahha... Yaşıyormuşum. O zaman hala bir umut var... O zaman... Hala onu ele geçirebilirim." Karanlığın hakim olduğu odanın tek rengi kanından daha kırmızı olan gözlerinin bıçağa yansımasıydı, o da odadan çıkmasıyla soldu. Ve duyabileceğiniz en histerik tıslama odanın tavanında asılı kaldı.


---


DEVAMI GELECEK...

5 Yorum

  1. :) sen dark side ı seviyorsun :) the crow filmi gibi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eh biraz öyle :)) The Crow, çok severim ya :)

      Sil
  2. Ooo çok güzel olmuş, değişik bir atmosfer oluşturmuşsun. Gizemli ve dikkat çekici. Hayal gücüne sağlık. :)

    YanıtlaSil
  3. İlki kadar bu bölüm de etkileyiciydi Zeynep Hanım. Bu bölümde biraz gerildim sanırım. :) Bu his verilmişse o zaman yazının hakkını vermek gerekir kanımca. Çok tebrik ediyorum. Devamını da bekleyeceğim. :)

    YanıtlaSil